Öğretmenlik iş veya meslek değil misyondur. Türkiye'nin geleceğine inşa etme misyonudur. Öğretmenlik bilgiyi en iyi şekilde aktarmayı aşan ve öğrencilerine ilham vermeyi içine alan bir uğraştır. Bu da öğrencileriyle bağ kurarak olur. Bağ kurmak, empatiyi içine alan ve onun ötesine geçerek, karşısındaki için önemli olanı anladığını ona hissettiren bir anlayıştır. Öğretmenler hayat boyu devam eden, "hayatları tamamlama ve inşa etme" eyleminin en değerli mühendisleridir. Gerçek iz bırakan öğretmenler, "öğrencilerini dünyada en iyi olmaya" değil, ülkesine ve dünyaya iyi bir insan olmaya yönlendirir.
Nöroplastisite, beynimizin yeni bilgiler öğrendikçe ve farklı deneyimler yaşadıkça kendini sürekli olarak yenileme ve değiştirme kapasitesidir. Geçmişte beynin gelişiminin çocukluk döneminde hızlandığı, ergenlik sonunda tamamlandığı düşünülürdü; ancak güncel araştırmalar, beynin hayat boyu yeni bağlantılar kurduğunu var olan yolları güçlendirdiğini ve gerektiğinde işleyişini yeniden düzenlediğini gösteriyor. Bu süreç sinir hücreleri arasındaki bağların güçlenmesi, beyin yapısında meydana gelen fiziksel değişiklikler hatta belli bölgelerde yeni nöronların üretilmesi gibi çok yönlü mekanizmalarla gerçekleşir.
Jean Jacques Rousseau'nun Emile adlı eserinde aileye yüklediği sorumluluklar günümüz genç kuşağı içinde hala geçerliliğini koruyor. Rousseau'nun "Çocuklara sözlü ders vermeyin; hayatı yaparak, yaşayarak öğretin" yaklaşımı genç kuşakların deneyim odaklı öğrenme biçimini de destekler. Rousseau'nun "Bitkiler tarımla, insanlar eğitimle yetiştirilir" sözü, eğitimin aile içinde başlayan bir süreç olduğunu vurgular.
Çocuklarımızın "dünyada bir alanda en iyi olmasını sağlamak" yerine "dünya için iyi bir insan olmasını sağlamak", hem daha gerçekçi hem de onu ve çevresindekileri hayat yolculuğunda mutlu edecek bir hedeftir.