Ebru

Ebru
@Sciencebound
İnsanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok. Oğuz ATAY youtu.be/7BNPyW6oKXk?si=... #261761744 #211830142 #256704408
10/10
·352 syf.·
2026 47. kitabı
Mutluluk, yaptığımız seçimlerin bir toplamı mıdır? Eser ilgi alanım olan kuantum fiziği, çoklu evrenler, schrödinger’in kedisi, dalga-parçacık ikiliği gibi kavramlar hikâyeye entegre edilmiş ve yaşamda yaptığımız seçimler üzerine kurulu, oldukça sürükleyici bir bilim kurgu gerilimiydi. Hikaye, Chicago'da yaşayan fizik profesörü Jason Dessen'in etrafında dönüyor. Jason, parlak bir bilim insanı olma potansiyeline sahipken, ailesi eşi Daniela ve oğlu Charlie için daha fazla vakit ayırmak için akademik kariyerinden vazgeçmiş ve sakin bir hayatı seçmiştir. Bir gece, eski bir arkadaşıyla buluşmaya giderken maskeli bir adam tarafından kaçırılır. Uyandığında kendini hiç tanımadığı bir dünyada bulur. Bu dünyada, ailesini kurmak yerine kuantum fiziği üzerine yaptığı çalışmalara odaklanmış ve kutu adını verdiği bilimsel çalışmaların merkezinde olan insanlar arası geçişi sağlayan bir teknoloji geliştirmiş, çok ünlü ve zengin bir bilim insanıdır. Kendi gerçekliğinden koparılmış tanımadığı başka bir evrendeki Jason'un yerine geçmiş bulunmaktadır. Ailesinin yanına dönmek için, diğer evrenlerdeki farklı Jason' ların yarattığı çoklu evren labirentinde, kendi geliştirdiği "kutu" teknolojisini kullanarak tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta birbirinden farklı kapılar açarak yolu hiç beklenmedik evrenlere, yaşam olasılıklarına açılır. Başarılı bir bilim insanı olduğu, hiç evlenmediği, farklı bir kariyer seçtiği veya çok daha karanlık yollara saptığı evrenler.
İnceleme
Karanlık MaddeBlake Crouch · ‎ İthaki Yayınları · 2026424 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·400 syf.·
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Eseri fazlasıyla beğendiğimi söylemeliyim. Tarihin izleri, savaşın derinlikleri ve Rönesans dönemi sanatı, tabloları ile sanatsal anlamda harikaydı. Elbette savaş her dönem içler acısı, trajedik ve derinliği, direniş ruhu her dönem fazlasıyla derin. Sinema tadında bir eser olduğunu düşünüyorum. Eserin konusu, ikinci Dünya Savaşı döneminde, İtalya'nın Nazi işgali altında olduğu bir süreçte geçmektedir. Romanın temel çatışması, savaşın yıkıcı etkileri ile nazilerin el koymaya çalıştığı paha biçilmez sanat eserlerinin korunması mücadelesi etrafında gelişiyor. Ağustos 1943'te, Roma'nın bombalanmasıyla anne ve babasını kaybeden 14 yaşındaki Massimo'nun yaşam mücadelesi başlar. Yaşadığı bombardımandan sağ kurtularak haydutların saldırısına uğrayıp yaralanan Massimo, kendini Monte Cassino'nun eteklerindeki manastırda bulur. Burada, kendisini Vatikan'ın sırdașı ve Usta Sanatçı olarak tanıtan, Pietro Houdini lakaplı esrarengiz ve karizmatik bir adamla yolları kesişir. Pietro Houdini, Massimo'nun hayatını kurtarır ve onu manastırın duvarları arasında saklanan sanat hazinelerini koruma görevinde yanına yardımcı olarak alır. Ancak savaşın şiddeti Monte Cassino'ya yaklaştıkça, bu paha biçilmez sanat eserlerinin koruma altına alınması gerekir ve askerler manastırın ruhunu çalmayı elbette bașarır. Pietro, üç önemli Rönesans dönemi eserini yani Tiziano'nun altı işinden üçünü saklamayı başarır. Bu eserler Rönesans ustasının; Venüs ve Adonis, Perseus ve Andromeda, Diana ve Actaeon. Ve devamında olaylar ilginç sekil alarak ilerliyor.
İnceleme
Pietro Houdini'nin LanetiDerek B. Miller · Koridor Yayıncılık · 20269 okunma
9/10
·254 syf.·
2026 44. kitabı
Yağmurun toprağa düştüğü an Petrikor.. Eserde bir “Adam” ve bir “Kadın” var. İsimleri yok. Karakterler bu şekilde ilerliyor çünkü hissettiğiniz satırlarda kendinizi bulmanız, kendi isminizi yerleştirebilmeniz adına. Bu seçim kitaba çok büyük güç katıyor: Okuyucu kendini kolayca yerlerine koyabiliyor. Hikâye bir ofis ortamında başlıyor, kadın ve adamın arasında güçlü bir çekim oluşuyor. Ama kitap olaylardan ziyade duygulara, iç çatışmalara, suskunluklara ve yarım kalmışlıklara odaklanıyor. Gökyüzü-yeryüzü metaforları, Lapis ve Oasis gibi gezegen imgeleri üzerinden insan ruhunun kozmik boyutunu anlatıyor. Aşk burada sadece iki insan arasında değil; varoluşsal bir çekim, aidiyet arayışı ve yokluk ülkesi'ne yapılan yolculuk gibi işleniyor. Kadın ve adam birbiri için hissettiklerini anlamlandırırken Lapis ve Oasis gezegenlerinin çekim alanları bazen yaklaştı bazen uzaklaştı. Her gezegenin kendine ait bir karakteri, bir ruh mührü vardı: kimi ateşten doğmuş, kimi rüzgarın sırrını taşıyor, kimi karanlığında gölgesindendi, kimi ışığın kendisiydi. Hayatta hissettiğimiz duygu durumlarını, ikili ilişkileri, gururu, inadı, yalnızlığı, hüznü her duyguyu barındırıyor Petrikor içerisinde. Okurken sakinlik hissi ile birlikte çoğu kısımlarda hayatın içerisinde inişli çıkışlı yaşadığımız duygu durumları oldukça samimi tanıdık geldi ve çabuk okuyabileceğiniz hislere, duygulara dayalı bir eser.
İnceleme
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202671 okunma
Puan vermedi·293 syf.·
2026 43. kitabı
Kitabımız Hamnet ya da Hamlet evet o büyüleyici eski zamanlara hüzün dolu bir yolculuk yaptım. Kitabın en büyüleyici yönü, tarihin uzun süre ihmalkar olarak resmettiği Shakespeare’in eşi kitaptaki adı Agnes’ı hikayenin kalbine yerleştirmesidir. O'Farrell, Agnes’ı doğayla iç içe, şifacı, insanların ruhunu ve geleceğini sezen, vahşi ama bir o kadar da derin bir kadın olarak kurguluyor. Kitabı okurken 16. yüzyıl İngiltere’sinin kokularını, kıyafetlerin kumaşlarını, şifalı otların tadını ve veba salgınının kasabaya adım adım yaklaşırken yarattığı o tekinsiz soğukluğu hissedebiliyorsunuz. Hamnet ve ikizi Judith arasındaki o görünmez, derin bağın tasviri okuyucunun kalbine dokunuyor. Ölüm kapıyı çaldığında yaşanan o yer değiştirme hissi trajediyi daha da büyütüyor. Tiyatro sahnesindeki o son yüzleşme sahnesi edebiyat tarihinin en güçlü finallerinden biri olup kitabında da, filminde de oldukça etkileyici olup bir kutu mendiliniz hazır olsun derim.
İnceleme
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 40. kitabı
Eser 147 sayfadan oluşmaktadır. Sednaya Hapishanesi'nde yaşamını yitirenlerin anısına yazılmış olması fazlasıyla vicdanımızı ve hüznümüzü dile getirmemiz için oldukça anlamlı. Eserimizin konusu, 6 şubatta Hatay da yaşanan depremin yaslı gününü fazlasıyla hissettiriyor. Kitap, kuzeni Ferit'in deprem haberini aldıktan sonra İstanbul'dan Hatay'a giden bir anlatıcının gözünden başlar. Anlatıcı, enkazın başında beklerken Ali adında Iraklı bir mülteciyle tanışır. Ali, enkaz altında kalan eşini ve kızını beklemektedir. İki adam, farklı dillerden ve geçmişlerden gelseler de aynı enkazın başında, aynı acıda eşitlenirler. Roman ilerledikçe Ali’nin Irak’tan başlayıp İran, Van ve İstanbul’a uzanan zorlu yaşam öyküsüne tanık oluruz. Saddam döneminin askerlerinden kaçış, toplama kampları, şiddet, yoksulluk ve mülteci olmanın ağırlığı Ali’nin hikâyesi üzerinden anlatılır ki okurken fazlasıyla düşündüğüm kısımları oldu biz insanlar bazen o kadar acımasızca insanları sorgulayabiliyoruz ki neler yaşadıklarını bilmeden insafsızca yargılayabiliyoruz. Hatay’daki bir enkazın başında başlayan bu konuşma, aslında tüm Ortadoğu’nun ve kimsesiz bırakılmış insanların hikâyesine açılan bir kapı niteliğinde. Hüzünleneceğiniz ve tüm insanlığın kendi muhasebesini yapıp vicdanını sorgulatacak konusu güzel düşünülerek yazılmış bir eser. Acının, savaşın, işkencenin olmadığı tüm güzelliklere açılan insanların olduğu bir dünya temennisiyle..
İnceleme
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026107 okunma