Ebru

Ebru
@Sciencebound
İnsanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok. Oğuz ATAY youtu.be/7BNPyW6oKXk?si=... #261761744 #211830142 #256704408
10/10
·752 syf.·
2026 32. kitabı
Eser, 27 Mayıs 1960 Darbesi’ne giden süreci ve o günün atmosferini anlatır. Romanın kurgusu, 1950’lerin sonundan başlar ve darbe sabahıyla sona eriyor. Roman, DP iktidarının son yıllarındaki baskıcı ortamı, üniversite gençliğinin kısıtlamalara karşı artan tepkisini arka plana koyar. İstanbul’daki öğrenci yürüyüşleri gibi gerçek tarihsel olaylara ve bu eylemlerin sokaktaki yansımasına geniş yer veriliyor. Romanın başkarakteri Kenan, düzene uyum sağlamaya çalışmış biridir ve kitabın ilerleyen kısımlarında bununla baş edemediğini aslında uyum sağlayamadığını anlayacağız. 27 Mayıs'a giden süreçte yaşanan toplumsal hareketlilik, Kenan'ın kendi içindeki korkaklığı ve geçmişindeki ideallerini sorgulamasına neden olur. Kitabın adı, aslında Kenan’ın kalabalıklar ve fikirler içinde bile ne kadar "tek başına" olduğunun bir özeti gibi. 1960 darbesi öncesinin gergin atmosferinde geçen roman, evli ve düzenin bir parçası haline gelmiş Kenan ile devrimci, genç ve idealist Günsel arasındaki imkansız gibi görünen aşkı merkezine alıyor. Ancak bu aşk, arka plandaki toplumsal çalkantılarla birleşince hikaye çok daha katmanlı bir hâl alıyor. Kitabın finali, 27 Mayıs sabahı radyodan okunan bildiri ve tank sesleriyle yapılır. Türkali, darbeyi sadece siyasi bir olay olarak değil, karakterlerin hayatlarını kökten değiştiren veya değiştiremeyen sarsıcı bir eşik olarak betimler. Eseri okurken Kenan karakterine hem çok sinirlendim hem de bir o kadar çaresizliğine, yalnızlığına, kendi içerisinde düştüğü bunalıma üzüldüm. Yazarın Kayıp Romanlar eserinide sevmiştim ve bu eseride oldukça akıcı ve güzeldi.
İnceleme
Bir Gün Tek BaşınaVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 20256,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·356 syf.·
2026 37. kitabı
Bir kadının aşka gerçekten inanıp kendisini adayarak savruluşunu okuyacaksınız bu kitapta. Aşka inanır mısınız, hayatımızda korktuğumuz insanların benzerleri ile karşılaşır onları kendimize mi çekeriz? Kitapta aşkın sadece mutluluk değil, aynı zamanda hayal kırıklığı ve yıkım getirebileceği; ihanetin ve yanlış seçimlerin sonuçlarını derinlemesine işliyor. Roman, geçmişin gölgelerinden kurtulamayan, bugünü ise bir tür duygusal uyuşmuşluk içinde yaşayan bir kadının varoluş mücadelesini anlatır. Kitap kapağında şişe içindeki kadın figürü, sıkışmışlık hissini çok iyi yansıtıyor. Tıpkı küçük yaşta babasını kaybeden ve annesi tarafından sevgi görmeyen Öznur gibi, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, hayatı sahiplenen güçlü bir karakterdir. Karakterin hayatındaki erkek figürleri birer hayal kırıklığı, yarım kalmışlık olarak karşımıza çıkar. Roman, zamanla hayatın zorluklarına karşı olgunlaşan Öznur'un hikayesini merkezine alır. Öznur, metroda tanıştığı; dövmeli, piercingli, asi ve alkole düşkün olan Görkem’e aşık olur. Görkem, hayatı boyunca bir kadına bağlanmamış serseri bir gece kuşu iken; Öznur masumiyeti ve sorumluluk bilinciyle onun tam tersidir. Bu zıt karakteri nelerin beklediğini, diğer taraftan Öznurun yaşam mücadelesini eseri okuyunca anlamlandıracaksınız. Yarım kalmış bir aşkın veya eksik kalmış bir güven duygusunun temsilcisi olan karakterler, ana kahraman Öznur'un bugünkü soğuk ve mesafeli duruşunun temel nedenidir. Kitap, yalnızlığı bir acizlik olarak değil, bir duruş ve hatta bir güç olarak tanımlar. Karakter, kalabalıkların içinde kendi sessizliğini bir kalkan gibi taşır. Bu kitap, bir kadının ruhundaki kırıkları birleştirme çabası değil, o kırıkların üzerinden sızan ışığı izleme hikayesidir.
İnceleme
Karnımdaki Viski ŞişesiDilek Nazlıoğlu · Herdem Kitap · 202529 okunma
8/10
·112 syf.·
2026 36. kitabı
Doğankitap'ın hediye gönderdiği bu kitabı bir günde okudum ve oldukça akıcı, etkileyici bir kitap oldu benim için. Görünmeyen döngü serisi başlığında kitaplardan oluşmakta ve her bir kitap birbirinden bağımsız okunabilmekte ve bir dini temsil etmektedir. Fazlasıyla beğendiğim bir kitap olup serinin her kitabını okumayı düşünüyorum. II. Dünya Savaşı’nın en karanlık döneminde, Belçika’da geçen, insanlık onuru ve kültürel miras üzerine kurulu Nazi işgali temelinde sarsıcı bir novella tarzı bir hikayedir. Roman, 7 yaşındaki Yahudi bir çocuk olan Joseph’in hayatta kalma mücadelesini konu alır. Ailesi, Nazi zulmünden kurtulması için Joseph’i Peder Pons adındaki bir Katolik rahibe emanet eder. Peder Pons, "Sarı Villa" adındaki yatılı okulunda Joseph gibi pek çok Yahudi çocuğu Katolik kimliği altında saklayarak onların hayatını kurtarır. Kitabın ismi, Peder Pons’un üstlendiği rolle doğrudan bağlantılıdır. Tıpkı Nuh Peygamber’in tufan sırasında canlıları korumak için bir gemi inşa etmesi gibi, Peder Pons da Nazi "tufanı" sırasında yok edilmek istenen bir kültürü korumaya çalışır. En etkilendiğim kısım ise Peder Pons, bu çocukları Katolik yapmaya çalışmaz. Aksine, savaş bittiğinde kendi köklerini unutmamaları için onlara gizlice İbranice ve Musevi geleneklerini öğretir. Bir insanı kurtarmanın sadece onun bedenini yaşatmak değil, onun ruhunu ve geçmişini de yaşatmak olduğu vurgulanıyor. Kitap bittiğinde şu soru aklında kalır: "Tufan kapımıza dayandığında, biz neleri kurtarmayı seçeceğiz?" ​Bu kitap, serinin diğer kitapları gibi ince yani novella tarzı olmasına rağmen, bıraktığı felsefi tortu oldukça ağırdı. Eric-Emmanuel Schmitt’in "Görünmeyen Döngü Serisi", farklı dinleri ve ruhani dünyaları bir çocuğun veya bir arayışın gözünden anlatan bağımsız novellalardan oluşur. Bu
İnceleme
Nuh'un ÇocuklarıEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 202669 okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2026 35. kitabı
Karanlıktaki Kıvılcım, Chloe Davis'in hikayesidir. 12 yaşındayken babasının 6 genç kızın katili olduğunu öğrenen Chloe için çaresizlikler içerisinde yıllar geçmiş ve geçen 20 yılın ardından tam hayatını düzene sokmuşken yani psikolog olup, evlenmek üzere iken babasının işlediği cinayetlere benzer yeni genç kız kayboluşları başlar ve geçmişteki kabus geri döner.  Hikaye ilerledikçe Chloe’nin aslında babasından kaçmaya çalışırken, farkında olmadan yine sırları olan erkekleri hayatına çektiğini görürüz. Bu, travmanın kendini tekrarlama döngüsü Chloe için sadece dış dünyadaki bir katille değil, aynı zamanda kendi zihninin yarattığı labirentlerle de savaşmak zorunda kalmasıdır. Chloe bir psikologdur; yani başkalarının zihnini iyileştirmeye çalışırken kendi zihnindeki sesleri susturamaz ilaç ve alkole sığınarak hastalarına önerdiği mantıklı yolları kendisi uygulayamaz. ​Yazarın kurguyu Louisiana’da (ABD'nin güneyi) geçirmesi tesadüf değildir. Nem, bataklık ve yoğun sıcaklık; Chloe’nin içindeki kapana kısılmışlık hissini fazlasıyla hissettiriyor. Ağır kasvetli havayı okurken içerisinde yaşıyorsunuz. Kendi algısına güvenemeyen bir insan, dünyadaki en yalnız ve çaresiz insandır. Polise gidemez çünkü dengesiz damgası yemekten korkar; dostlarına gidemez çünkü onları da şüpheli görür. Nişanlısı, ağabeyi veya yeni tanıştığı insanlar... Herkes potansiyel birer şüphelidir. Bakıldığında standart bir seri katil gerilimi gibi görünse de, derinlerine inildiğinde çok daha katmanlı bir travma ve algı yönetimi hikayesidir. Sence Chloe’nin bu çaresizliği aşması için babasıyla yüzleşmesi mi gerekiyordu, yoksa tamamen yeni bir kimlikle her şeyi arkasında bırakması mı daha sağlıklı olurdu? Güzel bir kitap okuduğumu söylemeliyim.
İnceleme
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026194 okunma
Puan vermedi·176 syf.·
2026 25. kitabı
Kitabın kapağı da içerisindeki öyküler gibi oldukça anlamlı. Eski bir sandalyenin olduğu boş bir oda ve dama tahtası zemin, yalnızlık, bekleyiş ve gündelik hayatın tuhaf anlarını çağrıştırıyor. Başlık gibi “tek kişilik” bir hava veriyor. Kitap 19 öyküden oluşuyor. Gündelik hayatın içinden sıradan görünen ama aslında derin takıntılar, alışkanlıklar, küçük kırılmalar ve insan ilişkilerindeki tuhaflıkları yakalıyor. Öyküler kısa ve net; her biri ayrı bir hayatın penceresini açıyor. Ortak tema genellikle insanın iç dünyası. Bazı öyküler bir para üstü meselesi, yağmur altında bir bekleyiş veya iç sesin gevezeliği gibi çok sıradan bir durumdan yola çıkıp insanın yalnızlığına, takıntılarına, içsel çatışmalarına ve küçük mutluluklarına dokunuyor. Hiç sıkılmadan okuyacağınız oldukça akıcı ve öyküseverler için kaçmayacak keyifli, bir oturuşta okunacak bir eser. Özay Erdem Tek Kişilik Balayı
Tek Kişilik BalayıÖzay Erdem · Everest Yayınları · 2024164 okunma