Sevgili dost!
Bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. İnsanlara güvenimi kaybettim.Terzimin adını sadece deniz fenerlerine ve Kız kulesine verdim. Galata Kulesi de istedi ama reddettim onu. Çünkü o her gece koynuna yabancıları alıyor. Yalnızlık senin neyine, dedim. Neyine senin yalnızlık!
Sevgili dost,
Bugün yazmak değil, konuşmak istiyorum seninle; ruhun yüksek sesiyle konuşmak. Beethoven'ın "Ay Işığı Sonatı" nı dinledikten sonra soğuk bir sessizliğe gömülen Goethe' ye, Beethoven' ın dediği gibi: "Siz de bir şey söylemezseniz, beni kim anlayacak!" Kim sökecek minbere saplanan paslı çiviyi? İhanet nasıl gövdeden ayrılacak?
Şimdi önümde bu küçük memuriyet masası beni aynı vecd ve huşu ile sarsıyor, gözlerimi yaşla dolduruyor. Camide kendimi Allah'ın muhteşem gözü karşısında hissederdim. Burada büyük millet asil ve mağdur çehresiyle bakıyor, ıslak gözleriyle yardım istiyor zannediyorum, bu büka beni daha derin ürpermelerle sarıyor, sarsıyor.
Diploma aldığımız gün bize devlet ve millete sadakatle hizmet edeceğimize yemin ettirmişlerdi. Bu yemini bu küçük masaya bakan ıslak göz karşısında bir kere daha tekrar ettim. Ölünceye kadar ona kul, köle olacağım, hiçbir kuvvet beni yolumdan döndüremeyecek.