Zaman içinde, CIA'in, Pentagon'un, Beyaz Saray'ın en başta gelen hedefi Türk ordusunu Kemalist çizgiden ayırmak olacaktı.
ABD'li analistler, daha ırkçı, daha dindar, daha mezhepçi bir ordunun hem Türkiye coğrafyasında hem de Ortadoğu'da işlerine çok daha fazla yarayacağının farkına varmaya başlamışlardı.
"Sen de biliyorsun, sadece bugünün meselesi değil karşı karşıya olduğumuz. Binlerce yıldır, nesilden nesile aktarılan, giderek kromozomlarımıza nakşedilmiş bir ceren ürpertisiyle yaşadı bizimkiler bu topraklarda. Hep bir yırtıcının pençesinin ya da avcının tüfeğinin ucundaydılar. Kadınıyla, yaşlısıyla, çocuğuyla bir araya gelmeleri, meseleleri birlikte çözmeye çalışmaları, işte bu ceylan olma hallerinden kaynaklanıyor.
Senin gibi iyi eğitim görmüş olanların hepsi başını kaldırıp etrafa daha alıcı gözle bakmalı. Çünkü ötekiler, yani yarım eğitimliler ya da zırcahiller, günü gelecek sizlere de dokunacak. Göreceksin hayatınızı zehredecekler.
Aslında ipleri takip etmek yeter de artar bile.
Tırnaklarını Türkiye'ye geçirmiş, tuttuğu yeri can havliyle çekiştirenlerin boyunlarına bağlı, uçlarında ABD ve CIA'in bulunduğu ipler.
Kraliçe Puduhepa, III.Hattuşili'nin karısı. Eşiyle birlikte Hitit İmparatorluğunu yöneten, dünyada bilinen ilk barış antlaşması olan Kadeş Barış Antlaşması'na mührünü vurmuş bir kraliçe. O dönemde, yani bundan 3298 yıl önce bu topraklarda toplumsal cinsiyet eşitliği varmış. Bugün hâlâ bunun için uğraşıyoruz. Kadeş Antlaşması'nın Hattuşa'da bulunan çiviyazısı tabletinin büyütülmüş kopyası New York'ta Birleşmiş Milletler binasında asılı.