Insan nerede büyüdüyse, orası sonsuza dek içinde kalır; sana iyi de gelse kötü de gelse, her şey unutulsa bile orası hatırlanır. Neredeyse seni öldürecek olsa bile. Yaşadıkların rüyalarına sızıp kabuslarını körüklese bile. Bazen oradan kaçıp bir daha dönmemeye yemin etsen bile, günün birinde kendini tam da oraya dönerken bulursun.
Kitabın kapağı da içerisindeki öyküler gibi oldukça anlamlı. Eski bir sandalyenin olduğu boş bir oda ve dama tahtası zemin, yalnızlık, bekleyiş ve gündelik hayatın tuhaf anlarını çağrıştırıyor. Başlık gibi “tek kişilik” bir hava veriyor.
Kitap 19 öyküden oluşuyor. Gündelik hayatın içinden sıradan görünen ama aslında derin takıntılar, alışkanlıklar, küçük kırılmalar ve insan ilişkilerindeki tuhaflıkları yakalıyor. Öyküler kısa ve net; her biri ayrı bir hayatın penceresini açıyor. Ortak tema genellikle insanın iç dünyası.
Bazı öyküler bir para üstü meselesi, yağmur altında bir bekleyiş veya iç sesin gevezeliği gibi çok sıradan bir durumdan yola çıkıp insanın yalnızlığına, takıntılarına, içsel çatışmalarına ve küçük mutluluklarına dokunuyor.
Hiç sıkılmadan okuyacağınız oldukça akıcı ve öyküseverler için kaçmayacak keyifli, bir oturuşta okunacak bir eser.
Özay ErdemTek Kişilik Balayı