Biz eğitimi sınav kazanmak sandığımız sürece, çocuklarımız eğitilmeyecek. Yaşamları boyunca 'kazanma' derdine düşmüş 'kaybedenler' olacaklar. İçlerinden çok azı hayatın bir yarış olmadığına uyanacak...
1975'li yıllarda otizm spektrum bozukluğuna sahip bebek oranı 5000'de 1'ken, 2000 yılında bu oran 150 çocukta 1'e çıkmıştır. Günümüzde ise 44 çocuktan 1'inde otizm spektrum bozukluğuna rastlanıyor.
Amerika Birleşik Devletleri ll. Dünya Savaşı'ndan sonra kullanılmayan cephaneleri tarımsal üretimde kullanmanın yolunu buldu. Bombaların içindeki fosfor ve fosfatı gübre yaptılar, zehirli kimyasalları da pestisit. Başlarda her şey yolunda gidiyor gibiydi. Ürün verimliliği artmış, ürünlerdeki zararlılar neredeyse yok olmuştu. Ancak bugün gıdada geldiğimiz durum, hiçbir şeyin yolunda gitmediğini açıkça gösteriyor.
İçi bomboş dışı bomboş çocuklar yetişiyor. Konuştuklarında boş teneke gibi yüz metreden tınlıyorlar. Rafine bir zevkleri yok. Kitap okumak, sohbet etmek, tiyatro veya sinemaya gitmek, gezmek yok. Diyeceksiniz ki paraları yok. Demeyin. Ben o yaşlarda on beş yirmi durak yürüyüp para artırdığımı bilirim. İstenirse olur. Bunlar öyle bir seçeneği düşünmüyor bile. Beyaz kağıt bardakta servis edilen, tadı çöp gibi kahve kültürü dışında seçenekleri yokmuş gibi davranıyorlar.
Hâl böyle olunca vatan sevgisi, ahlaki değerler, inanç, hak yememe, helal ne haram ne bilme, insan canına değer verme, paraya tapmama gibi şeyler yok. Varsa yoksa kendini gösterme çabası. Değersizlik duygusunu değersiz şeyler yaparak kapama gayreti.
İngiltere'de 13-18 yaş aralığında, üç bin çocukla yapılan yeni(2025) bir araştırma, her dört ergenden üçünün günde 5,5 saatlerini sosyal medyada geçirdiklerini gösteriyor. Bu da yaşamları boyunca toplam 25 yıllarını ekranı yukarı kaydırarak geçirdikleri anlamına geliyor.