"Ama insan sadece kaştan, gözden, gövdeden mi ibaret? Ayna dediğin, taşı toprağı, evi sokağı da gösteriyor. Mühim olan bu vücudun içini görebilmek. Kalbin aynasında ne var, ona ulaşabilmek."
Büyük Wootton'da 24 senede bir çocuklar için ziyafet verilir ve kocaman, oldukça lezzetli bir pasta yapılır. Yapılan her pasta diğerinden farklı ve şaşırtıcı olmalıdır. Kitapta bu ziyafetlerden birinde pastada sürpriz bir hediye bulan çocuğun hikayesi anlatılıyor. Genel olarak okuması kolay, akıcı ve aynı zamanda bir peri masalının içinde hissettiren güzel bir masaldı. Tolkien'in bildiğimiz diğer kitaplarına göre basit ama periler dünyası hakkında farklı fikirler, mesajlar veren güzel bir deneyimdi. Ayrıca kitap Tolkien'in yazdığı son eser olması açısından da ilgi çekici. Kitabın içindeki çizimler, tasvirler de içine girdiğiniz dünyanın büyüsünü hissetmenizi sağlıyor.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Tarihi roman okumayı genel olarak severim. Bu kitabın konusu da sanırım bu yüzden ilgimi çekmişti. Fakat kitapta tam olarak aradığımı bulamadım diyebilirim. Konunun Osmanlı hanedanı mensupları ile ilgili olması sanırım ilgi çeken kısımdı. Padişahın sürgün edildiği yerde, odasında kızı tarafından ölü bulunması ve bu olay karşısında padişah kızının delirmesi üzerine gelişen bir hayat hikayesi. Osmanlı'dan Beyrut'a, Beyrut'tan Fransa'ya uzanan bir macera. Bolca isyan, mücadele.. Konusu ne kadar ilgimi çekse de anlatımı, olayların ilerleyişi beni sıktı. Hikaye beni sürükleyemedi ve kendimi bir an önce kitabı bitirmeye çalışırken buldum. Kısa bir kitap olmasına rağmen kitabı bitirmek benim için biraz zordu. Konusu güzel fakat sürükleyemeyen bir kitap diyebilirim.