Zeytindağı, Osmanlı’nın son günlerine dair içeriden muazzam gözlemler içeriyor..
Şu hikaye, Türk Osmanlı’nın bitiş ve onur hikayesidir..;
..Dünya şavaşı…bir Emir’e yollanan top’un komutanı Teğmen Osman..
..bir vadide, 30 kişinin baskınıyla dağılan Emir’in 1000 kişilik bedevi askerleri..
..kaçanlar seslendi Osman’a “top’unu bırak gel!”
“O benim namusumdur! Bırakmam! Ne diye kaçıyorsunuz!”
..boş yere bağırdı çağırdı Osman..
düşman üşüşüp kurşun ve hançer ile parçaladı Türk çocuğunu..
Türk topuna sarılmış olarak parçalanan Osman..
Silahlar, toplar, altınlar, develer ve erzak, hepsini, hepsini verdik. Bütün seferden bize, yine ve yalnız bir Türk çocuğunun isimsiz, nişansız mezarından başka bir şey kalmadı..
..ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
…
Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk Bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuza dek korumak ve kollamaktır.
…ihtiyaç duyduğun kuvvet, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Biz her araçtan yalnız ve ancak bir tek temel görüşe dayanarak yararlanırız. O görüş şudur: Türk Milletini medeni dünyada layık olduğu konuma yükseltmek, Türkiye Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün daha çok güçlendirmek… ve bunun için de baskı fikrini öldürmek..