Kordon'da, Kramer Palas Oteli'ndeydi.
Cumbada oturuyordu.
Usul usul batan güneşin adeta bir kavuniçi top gibi İzmir Körfezi'ne inişini seyrediyordu, manzara muhteşemdi.
Rum garsona seslendi.
- Gel çocuk!
Garson korkudan titriyordu, ş'lere dili dönmeyen kırık dökük Türkçesiyle "buyur pasam" dedi.
İşgal sırasında kasıla kasıla İzmir'e gelen Yunan Kralı Konstantin'i kastederek “sizin Kosti geldi mi buraya?" diye sordu.
- Geldi pasam.
- Oturdu mu bu masaya?
- Oturdu pasam.
- Güneş batarken rakı içti mi?
- İçmedi pasam.
- E sormadın mı be çocuk, niye almaya kalkmış İzmir'i!