Ataerkil toplumsal ilişkilerde şiddet karşısındaki aciz duygusunun başkalarına yöneltilmesi gelenekselleşmiştir. Çocuk baba olmayı ya da büyüyüp güçlenmeyi, çırak usta olmayı bekler. Askerde de, hegemonya sırayla kuruluyor; yani herkes, tahta bir süre oturmuş oluyor.
Birçok erkek ilk defa askerde çamaşır ya da bulaşık yıkamayı öğreniyor. Uzun dönem askerlik yapanlar da, genellikle ne kadar çok patates ve soğan soyduklarını, pirinç ayıkladıklarını anlatıyorlar: "Önüne patates yığarlardı. Soy soy bitmez..." .... Görüştüğümüz erkeklerin hemen hepsi, bu işleri, askerlikten sonra kadınlara bırakıyor. Ama askerlik deneyimi sayesinde, tek başına, “kadınsız" ve hizmetkârsız kaldığında, kendi işini görebiliyor. Ayrıca erkekler arası hiyerarşik ilişkide, daha güçlü bir erkeğe hizmet etmiş olunca, belli bir kadar tüm bu işlerden uzak tutulan, gündelik hayatın yeniden üretiminde genelde sorumluluk taşımayan genç erkek, kadınlara ve daha genç ya da yoksul olduğu için kendisine tabi olan erkeklere buyuracağı işe hâkim olmuş oluyor.