Saf halde bulunan o aşkın gerçeklik, mutlak belirsizdir ve böyle olmasıyla o, her türden nesneleştirmeye de karşı koyar. Çünkü nesneleştirme belirlenime işaret eder. Var oluş bir özne olarak kavranıldığında kendi olmaktan çıkar. Özgün belirsizliği içindeki var oluş, asla bir nesne olarak kavranamaz. O ancak insanın gerçekleştirmesi biçiminde tüm bilginin öznesi olarak fark edilebilir.
Çin geleneğinde Hiç veya Hiçlik denen İlahi Merkez. Allah, kendini Allah diye vazettiği düzeyin de ötesindedir. Oraya hiçlik mi diyoruz? Perdenin açıldığı an. O anı fena ve beka sözcüğüyle anlatabiliyoruz.
Biz sadece var olanın bütününü hayal edebilir ve bu hayali düşüncelerimizde olumsuzlayabilir veya olumsuz düşünebiliriz. Bu şekilde muhayyel hiç kavramına ulaşabiliyoruz ne var ki hiçin kendisine değil.
Hiç var olanın bütünlüğünün tam olumsuzlanmasıdır. Hiçin bu özelliği onunla karşılaşabileceğimiz yerle ilgili bir ipucu değil mi? Var olanın bütünlüğünün olumsuzlayabilmek için onun önceden var olması gerekir.