İnanmak istemeyene hiçbir delil yeterli değildir. Mesele delilin yahut argümanın ikna ediciliği değil, karşı tarafın aklını ve kalbini hakikate kapatmış olmasıdır.
Bu tercihte bulunanlara hakikatin ve kurtuluşun yolları kapanmıştır.
Akıl, hakikatin suretinin parladığı bir ayna gibidir. Aynada, yansıyan suretin dışında bir şey yoktur. Bu suret ise hakikatin kendisinden başkası değildir. Dolayısıyla aklın özünde hakikatin ve onun tecellisinin sureti dışında bir şey yoktur.