Kuğunun Son Şarkısı'nı okumaya başlamam Konya'dan döndükten sonra İstanbul'a gitmeden öncesine denk geldi.
Şeyh Galib Hüsn ü Aşk'ı altı ayda yazdıktan sonra ailesine haber vermeden Konya'ya Mevlâna Dergahı'na gider. Bu arada Hüsn ü Âşk'ı yazmadan önce Mesnevi'yi on defa, yazdıktan sonra da on birinci defa hatmeder.
Babasının geri dönmesini istemesi üzerine yazdığı mektuplardan birine verdiği cevapta şâhane bir cümle geçer:
"...şimdiye kadar geçirdiğim hallerin kâffesine fâik bir tecellî-i garîb oldu; beni oradan aldılar. Daha doğrusu beni benden aldılar."
Ancak daha sonra Konya Çelebisi'nin ikazı ve ailesinin ısrarı neticesinde İstanbul'a dönüp çilesini Yenikapı Mevlevîhanesi'nde tamamlayacak ve sonra da Galata Mevlevîhanesi'nin postnişini olacaktır.
Şeyh Galib genç yaşında 1799'da vefat ettiğinde 42 yaşındadır. Günümüzde Divan Edebiyatı Müzesi olan Galata Mevlevîhanesinde medfundur.
"Kuğu'nun Son Şarkısı" Şeyh Gâlib biyografisi ancak Şeyh Gâlib ile fiziken ve ruhen temas eden her şeye yer vermiş Beşir Ayvazoğlu hoca.
İstanbul yangınları, kuğu metaforu, Mustafa Rakım Efendi, Halet Efendi, Üçüncü Selim, İsmail Dede ve birçok isim.
Bunlardan bir tanesi de Tanpınar'ın Huzur'u...
Kitabı kütüphaneye bıraktıktan sonra Tanpınar'ın "Huzur"unu almaya karar verdim. Ancak her gidişimde aynı yerinde duran Huzur bu sefer yoktu.
Nasip, benim karar verdiğim şeyde değil, O'nun bana takdir ettiğindeydi.
Nasibime Perde ve Mânâ düştü...
"Bir gece ki zulmet-i ziya-sûz
Zülf-i şebi etdi bürka'-i rûz"
Fuzûli
Şimdi biri çıkıp da zulmet nûru nasıl yakıyor dese:
"Bunun keyfiyeti tarif olunamaz, zevke aittir!"
demekten başka cevap bulunamaz zannediyorum.
Ölümü üzerine bir tarih manzumesi yazan meçhul şairin anlattığına göre, Râkım'ın şöhreti bütün Asya'yı, Hint'i, Çin'i ve İslam ülkelerini tutmuştu; bu ülkelerden sırf onun yazılarını görmek için her türlü külfete katlanarak gelenler bile vardı. Şeyh Hamdullah ve Hafız Osman eğer onun yazılarını görselerdi, "Lâyık oldun âferin bizden ziyâde hürmete" derlerdi.
Kuğunun Son Şarkısı