İnsanın en büyük hatalarından biri fâni ve sonlu olanı mutlaklaştırması, mutlak olanı da izafileştirmesidir. Dünya ve ona ait olan her şey sonlu ve geçicidir.
Mutlak ve ebedi olan yalnızca Allah'tır.
Alev Alatlı bir kitabında şöyle der;
"Hep merak ederdim, neden Türkiye'de
'cinsel özgürlük' düşünce özgürlüğünden daha kolay yerleşmiştir diye; anladım ki, erkeklerin işine geldiği için böyledir! Kadının düşünce özgürlüğü erkeği tehdit ediyor, cinsel özgürlüğü işine geliyor, mesele bu kadar basit!"
Neden Türkiye?
Dünyada da genel kabul böyle değil midir?
Alev Alatlı bu tespitini esefle ve içten içe bir sitemle ifade ederken bu basitliği Müslüman Türk kadını ve erkeğine yakıştırmak istemiyor olabilir mi?!
Müslüman Türk kadını varlığını cinsel özgürlüğüyle ortaya koymasın, Müslüman Türk erkeği de kadının düşünce özgürlüğünü tehdit olarak algılamasın.
Aslında mesele kadın-erkekten ziyade mevcut sistemde hakimiyet kurmak isteyen güçle ilgili.
Bir kişi Müslüman veya gayri müslim, kadın-erkek ayrımı olmaksızın,
"Filistin özgürdür, Gazze'ye özgürlük" sloganları atarak düşüncesini özgürce ifade etse hakimiyet kurmak isteyen despot güç tarafından tehdit unsuru olarak algılanır.
Ama aynı kişi, soykırıma destek veren bir markanın reklam yüzü olsa kabul görür. Çünkü mevcut zulüm sisteminde despot ve hakim gücün işine gelir.
Malcolm X, neden düşüncesini özgürce ifade ederken yok edilmek istendi?!
Rosa Parks'ı da unutmayalım...
Alev Alatlı'nın 'mesele bu kadar basit' dediği şey, ahlaki yozlaşmanın getirdiği bir güç tutulmasıdır. İşine gelmeyeni yok etmek, var olmak için başkalarının zevk ve menfaatine hizmet etmek kendini basitleştiren aciz zihniyetin yansımalarıdır.
Mesele bu kadar basit işte!.