Bizde var olan istekle var olmasını istediğimiz hareket arasında ümit köprüsü gerilidir. Ümit ise bir vehim, bir gölge olmaktan çıkıp da irademizin hayatı ile dolduğu zaman, dua olmaya doğru adım atmıştır.
Bir tebessüm yorgunluğunda şimdi hatıralar...
Mâzinin meçhul gerçeğiyle âtide bir hayalin karşılaşması ânın kararsızlığında yokluğa sürükleniyor.
Kırgın bir yorgunluk üsaresi olarak damla damla süzülürken göz yaşları, tahattur eden zevklerin insiyakıyla ince bir sızı kalbin derûnunda kendi yerini buluyor.
Yok olmak istiyorum, yepyeni bir yaratılışla var olabilmek için.
Şeb-i yeldâ'sını tüm acziyetiyle ihya edebilecek bir sükûtun sesinde teskin olmayı bekliyordum...
Ve tekrar ediyorum...
Yok olmak isteyen bir ben'in yepyeni bir yaratılışla var olabilmesi için şeb-i yeldâ'sını tüm acziyetiyle ihya etmesi gerekecekti...
Gayesine ulaşan duada ruhtaki bütün dilekler, bir nehre karışan küçük ırmaklar halinde, mutlak iradede eriyip kayboldukları gibi, duanın bu anında duacı vücudunun varlığını bile hissetmez olur. Artık onun için ne elem ve bunaltıcı dilek, ne de fenaya çevrili emeller kalmıştır.