İyileşirken dünya insana daha dolu, daha anlamlı, en alelade görüntü bile bir filme aitmiş gibi görünüyordu. Eğer insan dünyaya sahiden kötülüğünden iyileşmeye gelseydi bütün hayatı güzel bir nekahet gibi geçmeliydi, bu işte bir tuhaflık vardı.
Salih’in yaşadığı toprakta gitmekten bahsetmek bir varolma biçimine, bir kimliğe dönüşeli çok olmuştu, onun da kendini içine dahil edebildiği en geniş toplumsal kalabalık işte bu gitmek- ten bahsedenlerin oluşturduğuydu. Salih, hayli zamandır gitmek isteyenlerin topraksız, marşsız ve bayraksız, soyut vatanının bir yurttaşıydı. Her millet gibi bu millet de hepsi birbirine benzeyen, niyet ve eylemlerinde özdeş, aynı arzulara ve tutkulara, aynı dür- tülere ve amaçlara, aynı öfkelere ve özlemlere sahip fertlerden değil, daha ziyade farklı tarihlerden gelip ayrı yollardan geçen fakat bir tek bu gitmek fikrinde birleşen kişilerden oluşuyordu. Bu vatandaşlar dikkatlice incelenirse çeşit çeşit oldukları kolay- ca görülür. Yaya geçidinde kendisine araba çarpmayacağından emin olmak isteyenler, mütevazı olduğu için enayi zannedilmek istemeyenler, nasıl yaşayıp nasıl öleceklerine ve öldükten sonra nasıl gömüleceklerine kendileri karar vermek isteyenler, ahlaksızın başarılı, kibarın zayıf, dolandırıcının zeki görülmesini hazmetmek
20
istemeyenler. Daima farklı noktalardan hareket eden ve durma- dan ayrışan yollar üzerinde seyreden bir yığın insan. Bunların bir kısmı çok, bir kısmı tektanrılıdır ve içlerinde eser miktarda da allahsızlar bulunur. Bu insanlara gitmek her zaman iyi bir fikir gibi gelir. Ama nasıl gidilecek? Kapıyı çarpıp gitmek isteyenler, çekip gitmek isteyenler, kaçıp gitmek isteyenler, defolup gitmek isteyenler. İçinde bir macera duygusuyla, bir hafiflikle gitmek isteyenler. Gitmenin nedeninde olduğu gibi nasıl yapılacağında da bir defa daha hepsi biriciktir.
Salih de işte şimdi gitmek istiyordu ve gidecekti. Aradan yıllar geçsin, yaşlanmanın ve yumuşamanın doğal bir sonucu olarak hafızası iyimser bir seçicilikle işleyip onu yanıltmaya başlasın da buraya dair
İnsanların kendisiyle ilgili bir fikirleri olacaksa buna zekâ ve merhametten yoksun önyargılarıyla başlamamaları için onların değil kendisinin bir şey yapması gerektiğini böylece erken bir yaşta kendi kendine öğrenmiş oldu.