"Seçkin aile tam olarak nedir?" diye sordu Laptev, öfkesini tutarak. "Seçkin aileymiş! Toprak sahipleri büyük babamızı kırbaçladı ve her gelen memur, onun yüzüne vurdu. Dedem babamı, babam da benle seni kırbaçladı. Bu senin seçkin ailen senle bana ne verdi? Hangi cesareti, hangi kanı miras aldık? Neredeyse üç yıldır bir zangoç gibi tartışıyorsun, her türlü saçma sapan şeyden bahsediyorsun ve işte yazmışsın ki bu, kölelik hezeyanıdır! Ya ben? Peki, ya ben? Bana bak! Ne becerikliyim ne cesurum ne de iradem var! Kırbaçlanacakmışım gibi attığım her adımdan korkuyorum; zihinsel ve ahlaki olarak kıyas kabul etmeyecek derecede benden daha aşağı olan önemsiz insanların, aptalların, sığırların önünde utanıyorum. Kapıcılardan, müstahfemlerden, polislerden, jandarmalardan korkuyorum, hepsinden korkuyorum, çünkü ben zulmedilmiş bir anneden doğdum, çocukluğumdan beri dayak yedim ve korktum! Çocuk sahibi olamazsak seninle ben iyilik yapacağız. Ah, Tanrı çocuk vermiş olsaydı bizim bu seçkin tüccar ailemiz biterdi!"...