Atlar düzenli bir yürüyüşle uzaklaştılar. Arkalarından bir süre baktıktan sonra avlu kapısını kapadım, ama kimsenin olmadığı mutfağa girince annemin, bitişik odadan gelen gür sesini duydum. Açık seçik sözcüklerle şöyle diyordu: “Ne yani, öldürmeniz mi gerekiyor beni şimdi?”
Soyunmadan, kafesleri bir yana atıp hole koştum, orada dedemle burun buruna geldim. Omzumdan tuttu beni dedem, sert sert baktı gözlerimin içine, ağzındaki bir şeyi yuttuktan sonra kısık bir sesle, “Annen geldi, yanına git!” dedi. Dur...” Beni öyle bir sarstı ki, zor ayakta durabildim. Odanın kapısına itti beni. “Git, hadi git oraya...”
Odanın keçe ve muşamba kaplı kapısını tıklattım; soğuktan, heyecandan titreyen ellerimle kapı kolunu uzun süre bulamadım, sonunda usulca açtım kapıyı, aptallaşmış gibi kalakaldım eşikte.
“İşte, geldi,” dedi annem. “Tanrım, kocaman adam olmuş! Ne o, tanımadın mı beni? Nasıl giydirmişsiniz onu, baksana... Kulakları donmuş! Anne, hemen kaz içyağı getirin bana...”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Ben kendi hayatımı yaşıyorum. Şunu da söyleyeyim, kendi yolumda ilerlemeyi seviyorum. Hiç kimseye bağımlı olmadan kendi yolumda ilerliyorum."
Öteki, Fyodor Dostoyevski