Bir zamanlar kendimi bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım.
Kaç metredir benim yokluğum?
Benden daha çok var sanmıştım.
Benim yokluğumdan dünyaya
Bir elbise çıkar sanmıştım.
Murathan Mungan’ın yazarlık serüveninde Bölgeye bir vefa borcu olarak nitelendirdiği kara polisiye romanı 995 km Diyarbakır’dan başlayan bir yol hikayesi. İlk imzası ve söyleşisini de bu vesileyle Diyarbakır’da başlattı. İmza töreninde saatlerce süren kuyruklar oluştu. Bu kadar talep görmesinin nedeni hem onun yazarlık kimliği hem de hikayenin bizden oluşuydu aslında. Romana baktığımızda doksanlı yılların faili meçhulleri, gazeteci cinayetleri,derin ilişkiler ağı aslında çok bilindik olaylar. Romanı ilginç kılan da bu: Yaşanan olayların bir belge niteliği taşıyan sanat eserine dönüştürülmesi. Dili, akıcılığı Ve konusu itibari ile çok güzel bir çalışma…
Savaşın insanın en vahşi, en acımasız tarafını ortaya çıkardığını yazarın verdiği uç örneklerden anlayabiliyoruz. Yazar uçlarda dolaşırken “Bir insanda insanlığın bütün halleri mevcuttur.” aforizması aklıma geliyor. “Bu kadar da olmaz, bu kişi bunu yapmaz.” dediğiniz her şey aslında şartların ve hayatın zorlamasıyla yapılabilir. Pedofili örnekleri, ensest ilişkiler, hayvan şiddetinin yanında bir de merhamet, acıma, sevgi ve aşk duygularının iç içe girdiğini görebiliyorsunuz. Hayata uyum sağlamak adına iyi ve kötü olan her şeyi öğrenmeye çalışmak ve yeri geldiğinde kötülüğü başkasına bir iyilik aracı olarak kullanmaya çalışmak her ne kadar çelişki gibi görünse de birden okuru içine çeken bir durum oluveriyor. Hatta kötülüğü öğrenmek hayata karşı tutunabilmenin bir yolu olarak gösteriliyor ki bu da çok normal bir durummuş gibi okura sunuluyor. Okur için farklı bir deneyim sunacağını düşündüğüm sıradışı bir üçleme. Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan
İnsan tahlilini derinlemesine işleyen bu kitap yer yer psikoloji kitabı okuduğunuz hissini size veriyor. Sonunu yeşilçam klasiğine bağlamasaydı mükemmel diyebilirdiniz.