Sorun gerçekten bende mi? Yoksa psikoloji alanında gerçekten vasat bir kitap mıydı? Ya da ben çok fazla kişisel gelişim kitabı okuduğum için mi yazılanlar bana çok basit geldi? Panik atağı yenme konusu dışında ilgimi çeken, “aaaa gerçekten bu böyle miymiş? Bu bu sebeple mi böyleymiş? “ dediğim hiçbir cümle, hiçbir bölüm maalesef ki olmadı. Kitabında neden bu derece abartıldığını anlayabilmiş değilim. İlginç..
Vaovv! Aslında konu Zweig olduğunda çok dA şaşırtıcı olmayan etkiler olmalı bunlar ama yeniden yeniden aşık oluyorum her satıra. Platonik bir aşk ancak bu kadar arabeskleştirmeden, içten, insanı baymadan ve imkansız anlatılabilirdi. Aşkın derinliğini, hislerin gerçekliğini resmen yaşadım okurken. “Sana, beni asla tanımamış olan sana.” cümlesinin anlamını kitap bittiğinde çok daha iyi anlıyorsunuz. Kıtabı okurken keşke hiç bitmese diyerek tane tane, sindire sindire okudum. Ve bir aşk ancak bu kadar içime sinebilirdi..