Schleiden bir yıl sonra, "Her hücre ikili bir hayat sürer," diye yazacaktı. "Yalnızca kendi gelişimine ait, tamamen bağımsız bir hayat ve bitkinin bir parçası olduğu kadarıyla ikinci derecede önemli olan bir diğer hayat."
Kumdaki ayak izleri gibi, geçmişte kalmış bir hayatın izleri de içimizde yer eder.
Bu izleri uyandıran şeyler artık uzakta olsa da izler içinizde kalmaya devam eder.
Bizler de her gün kendi içimizde, bilinçsizce böyle izler bırakırız. Ama bunlar bizim düşüncemizi, hislerimizi ve inançlarımızı etkiler.
Ruhumuzdan gelen izleri silmek yerine, onları hayallerimizde, özlemlerimizde ve bilinçsizce isteklerimizde iş işten geçtikten sonra bile canlı tutarız.
Kendi sahnemizde, partnerlerimizi bizim yazdığımız senaryoyu oynamaya teşvik ederiz. Bizi memnun etmese de, aslında içimizden gelmese de, bizim dünyamıza uyan bir senaryodur.
Bunlar sadece geride bırakmak istemediğimiz geçmişin izleridir.