Sedef Akdemir

Sedef Akdemir
@Sedefakdmr
Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşamaya değer olur …
9/10
·152 syf.··
2026 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 13:56
Başlarken açıkçası “ben ne okuyorum?” dediğim bir kitaptı. İlk sayfalarda biraz zorlandım hatta yarım bırakırım diye düşündüm. Ama sayfalar ilerledikçe anlatılanların aslında hayatımızın tam ortasında olduğunu fark ettim.Özellikle sosyal medya ve ödül döngüsü kısmı beni bayağı etkiledi. Dopaminin mutluluk değil, beklentiyle ilgili olduğunu okumak ve Instagram’ın bu sistemi nasıl kullandığını görmek… insanı ister istemez kendisiyle yüzleştiriyor.En çok etkilendiğim bölüm ise “telefonun bizi kontrol etmesi” kısmı oldu. Sabah uyanır uyanmaz telefona bakmak, gece yatakta son kez kaydırmak… Herkes gibi benim de yaptığım şeylerdi ama bu kitapla birlikte bunun bir alışkanlık değil, kurulmuş bir döngü olduğunu fark ettim. Bir günde bitirdim çünkü akıcıydı ve her sayfasında “bu benim hayatım” dedim. Hem bilimsel hem gerçekçi hem de düşündürücü bir kitap. Okurken biraz sarsılıyorsunuz ama iyi ki sarsılıyorsunuz. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere, kitapla kalın.”
Kalk Bi Dopamin DemleSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20246,6bin okunma
Reklam
8/10
·64 syf.··
2026 9. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 22:30
Bazı kitaplar vardır, inceciktir ama insanın içine ağır ağır çöker. Amok Koşucusu tam olarak öyle bir metin. Stefan Zweig burada yine insan ruhunun en kırılgan, en karanlık köşesine el feneri tutuyor.Hikâye, bir gemi yolculuğunda anlatılan bir itiraf üzerine kurulu. Uzak bir sömürge kasabasında görev yapan bir doktorun, gururu ve saplantısı yüzünden kendini geri dönülmez bir sürüklenişin içine atışını okuyoruz. “Amok” kavramı – kişinin kontrolünü yitirip kör bir dürtüyle kendini yıkıma sürüklemesi – metnin ruhunu özetliyor. Bu bir aşk hikâyesi değil; daha çok bastırılmış arzu, kırılmış ego ve geç kalınmış pişmanlık hikâyesi.Benim için en çarpıcı olan şey, karakterin trajedisinden çok o psikolojik çözümlemelerin sertliği oldu. Zweig, yargılamadan ama acımasızca gösteriyor: İnsan bazen en büyük felaketini kendi gururuyla yaratır. O doktoru okurken sinir olduğum anlar da oldu, acıdığım anlar da. Belki de metnin gücü tam burada; sizi tek bir duyguda bırakmıyor.Atmosfer yoğun, klostrofobik ve giderek daralan bir çember gibi. Son sayfalarda o kaçınılmaz sona yaklaşırken insanın içinde bir sıkışma hissi oluşuyor. Zweig’in dili sade ama psikolojik gerilimi ustalıkla yükseltiyor.Bir sonraki kitapta görüşmek üzere, kitapla kalın.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,5bin okunma
10/10
·140 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 22:59
Beyaz Zambaklar Ülkesinde benim için sıradan bir kitap değil; her okuduğumda başka bir yerime dokunan, yıllar geçse de değerini kaybetmeyen bir eser. Lise yıllarımda ilk kez okumuştum ve o zaman bile bende derin bir iz bırakmıştı. Şimdi tekrar elime aldığımda anladım ki bu, son okuyuşum olmayacak. Seneler sonra yine açıp okuyacağımı, her defasında yeni bir anlam bulacağımı biliyorum. Bu kitabı o kadar severek okudum ki elimden gelse herkese okutmak isterim. Çünkü sadece bir ülkenin kalkınma hikâyesini anlatmıyor; insanın, toplumun ve eğitimin gücünü hatırlatıyor. Okurken asla pişman olmayacağınız, aksine iyi ki okumuşum diyeceğiniz bir kitap. Benim için ayrı bir anlam taşımasının bir sebebi de Mustafa Kemal Atatürk tarafından önerilmiş olması. Zaten bunu öğrendiğim anda, kitabın değerine dair içimde güçlü bir güven oluşmuştu. Ama okudukça gördüm ki gerçekten de önerilmeyi hak eden, zamansız bir eser. Kısacası, bu kitap benim hayatımda dönüp dönüp uğrayacağım bir durak gibi. Her okuyuşta yeniden ilham veren, insanın içini umut ve sorumluluk duygusuyla dolduran nadir eserlerden biri.Bir sonraki kitapta görüşmek üzere, kitapla kalın.
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Can Yayınları · 2023124,6bin okunma
6/10
·134 syf.··
2026 11. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 15:36
Kitap akıcı mı? Evet. Önemli bir konuya değiniyor mu? Kesinlikle. Ama başlıkla içerik arasında ciddi bir uyumsuzluk var.“Balıkçı ve Oğlu” ismini görünce merkezde güçlü bir baba–oğul hikâyesi bekliyordum. Oysa romanda oğul karakteri neredeyse arka planda kalıyor. Sonradan ortaya çıkan bebekle kurulan bağ da derinleşmeden geçip gidiyor. Bu yüzden kitap bende, ismin vaat ettiği hikâyeyi tam olarak vermemiş hissi bıraktı.Asıl odak göçmen trajedisi ve insanlık dramı. Bu kısım etkileyici ama karakterlerin duygusal gelişimi yer yer yüzeysel kalıyor. Özellikle son bölümde daha güçlü bir bağ, daha net bir dönüşüm görmek isterdim.Final ise bana göre fazla belirsiz. Açık uçlu son sevilebilir ama burada eksik bırakılmışlık hissi ağır bastı. Kitap bittiğinde zihnim doluydu ama kalbim tatmin olmamıştı.Toparlarsam:Toplumsal mesajı güçlü, dili akıcı bir roman.Ama başlık beklenti yaratıyor ve o beklenti tam karşılanmıyor.Etkileyici ama eksik. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere, kitapla kalın.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
10/10
·724 syf.··
2026 12. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 01:21
Bazı kitaplar vardır; ya sizi yarım bırakır ya da siz onu. Ama doğru zamanda yeniden karşılaşırsanız, her şey değişir.Tutunamayanlar – Hem Bir Arayış Romanı Hem Bir Zihin YolculuğuTutunamayanlar, Turgut Özben’in arkadaşı Selim Işık’ın intiharının ardından onun geçmişini ve düşünce dünyasını anlamaya çalışmasıyla başlar. Ancak bu arayış yalnızca Selim’i çözme çabası değildir; Turgut’un kendi hayatını, “tutunmuş” düzenini ve varoluşunu sorgulamasına dönüşür.Roman klasik bir olay örgüsünden çok bir bilinç akışı metnidir. Selim’in iç dünyası; parçalı, yoğun, ironik ve yer yer karanlık bir şekilde açılır. Topluma uyum sağlayamayan, samimiyetsizliğe tahammülü olmayan, zihni susmayan bir karakterdir Selim. Onun meselesi hayata karışamamak değil; yüzeysel bir hayatı kabul edememektir. Bu yüzden de “tutunamaz.”Ben bu kitabı lise yıllarımda okumuş ve neredeyse yarım bırakmış biriyim. Şimdi dönüp baktığımda şunu net söyleyebilirim: Bazı kitaplar yanlış zamanda okunuyor. Tutunamayanlar da benim için öyleymiş.Yeniden okuduğumda anladım ki mesele olay değil; mesele zihin. Selim’in uzun iç çözümlemeleri başta yorucu gibi görünse de aslında romanın en güçlü tarafı tam olarak burası. Okur olarak karakteri dışarıdan izlemiyorsunuz; onun zihninin içine giriyorsunuz. Ve o zihin kolay bir yer değil.Evet, yoruyor.Evet, bazen dağılıyor.Ama düşündürdükleri son derece mantıklı.Altını çizdiğim o kadar çok cümle var ki… Son bölümlerdeözellikle“Tutunamayanlar” kısmı akışı zorlaştırıyor, hatta yer yer sıkıcı gelebiliyor.Ama bunun da bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum. Metin, okura klasik bir tatmin duygusu vermek için yazılmamış. Parçalı, dağınık ve yer yer rahatsız edici. Tıpkı zihnin kendisi gibi.Bu kitap bende güçlü bir “iyi ki tekrar okudum” hissi bıraktı. Çünkü artık anlamaya
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Reklam