Tanrının dogadaki işleri de tıpkı varlıgındakiler gibi bizimkilere benzemez. Bizim şekil verdigimiz örneklerin onun yapıtlarındaki ululugu, derinligi, anlaşılmazlıgı taşıması imkansızdır zira onun yapıtları Democritus un kuyusundan da derindir.
Yüz yüze baktıgımız orurup bir şeyler içip sohbet ettigimiz bir kaç anı biriktirip bir daha görmek istemedigimiz hayatımızın yada göremedigimiz hayatın içinden çarpıcı bir hikaye aslı da görünmeyen. Görünen kısmı herkes tarafından bilinse de görünmeyen gölge kısmının auster öyle edebi nir dilde işlemiş ki. Karakterin yaşadıgı şeylere bir taraftan inanırken bir taraftan da acaba kurgu mu diyorsunuz. Bir raraftan adam şahit oldugu bıcaklama olayının vicdan yükünün agırlıgını son ana kadar yaşarken ablasıyla yaşadıklarının normal bir şey oldugunu ikisi arasında ki yalınlıgı okurken hiç yadırgamamış olmak beni bambaşka bir bakışla karakterleri analiz etmeye sürükledi. Bu esere okumuş olmak benim için çok keyifliydi.