Virginia woolfla tanıştıgım ilk kitabı Orlando ve saatler filmini izlemiş ama hiç kitabını okumamıştım bir günde yarısına geldigim kitap hakkında yazmadan edemiycem. Kitabı okurken durgun bir derede saga sola takılan bir dal parçası gibi hissediyorum. Suları durgun ama akışı sürekli bir biri ardına gelen betimlemeler karakterlerin derinleşmesi ve bilinçakışı teknigini kullanan usta yazar. Sanki, diyor bir süre sonra yeniligini yerini tekrarlar alıyor derken mrs ramsayın 8 çocugu ve çevresindeki bir çok kişiyle kimi zaman içsel bir konuşma kimi zaman tanrının diliyle zıplayıp karşı kıyıya geçen kurbagalar gibi yüksekligi diger agaçların aksine gögün en yüksek yerine erişmiş agacın dalları rüzgarı yaprakları çan kuleleri gibi sallarken geçip giden zamanın sadece geride bırakılmış bir hatırası gibi sizi bir o yana bir bu yana sürükleyi veriyor. Evlenmemiş bir kadın hayatın en güzel yanını kaçırmış derken şu anda yaşadıgı mutlulugun derinligini mi keşfediyor yada bunun bir mutluluk oldugunum mu sanıyor. Yollarımız seninle kesişti virginia iç dünyanı anlamak için seni daha fazla okumam gerikiyor bu yolculuk öyle sıradışı ki heyecanla sarıp sarmalıyorum seni kırılgan, incelikli ve narin kelimelerini.
Deniz FeneriVirginia Woolf · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,7bin okunma
İçimizdeki şeytan sebattin ali bunu romanında ne de güzel anlatmıştı. En masum görünenin bile gün yüzüne çıkmayı bekleyen bir şeytanı vardı. Horla kalbindeki kötülükle içindeki şeytanla mücadele ederken yaktıgı alevle söndürememiş kötülük görünmez bir yaratıga dönüşürken degişimin en umulmadık halini gözler önüne sermişti. Miras ise paranın kirli yüzünü ve bunun ugruna degişim geçiren karakterleri,paranın neleri degiştirip insanın bunun içinde aldıgı şekilleri gözler önüne sermişti. Baskı altında bireylerin kirli yüzleri tıpkı horla daki şeytanlar gibi gün yüzüne çıkışını.
Schopenhaur, hayat olması gereken şey değil. Hayat kötü bir şey ve sundugu tek nimet hiçlige açılan bir kapı olması, demektedir.
Süleyman a göre, dünyada ki her şey budalalık, akıl, zenginlik, fakirlik, keyif, keder, hepsi anlamsız, boştur. İnsan ölür ve geriye hiçbir şey kalmaz. Bu saçmadır.
Buda, acı çekmenin, düşkünlügün, yaşlılıgın, öl0mün kaçınılmaz oldugunu bilerek yaşamak imkansızdır, kendinizi yaşam, yaşamın getirrebilecegi tüm ihtimallerden soyutlamalıyız.
Sokrates, gerçege sadece hayattan uzaklaşabildigimiz ölçüde yaklaşabiliriz der.