M. Ö 2600 yılı ellerimin arasında sümerlilerin yazdıgı dünyanın ilk yazılı eseri duruyor. Gılgamış ve onun dostu enkidu. Kadim atalarımızın anlattıgı hikayeler yüzyıllar sonra topragın altından gün yüzüne çıkmış tabletlerde yazılanlar bilgelik dostluk ve ölümsüzlük arayışında ki hikayesini bir şekilde bizlere hemde yazı olarak sunmuş. Bundan daha fantastik daha büyüleyici bir şey daha olabilir mi. Atalarımız bize ögüt vermiyor bana kalırsa bir çıkarımda bulunuyor. Yaşamın ölümsüz olamıyacagı ve bir sonunun bir bitişin ve geri dönüşün olmadıgını söylüyor ut_napiştim Gılgamışın ölümsüzlügü ararken söyledikleri hala bu gün bile geçerli degil mi, yaşa diyor hayatın tadını çıkar ye iç geç bir psikolok gibi teselli edip bu yoldan geri çevirmeye çalışıyor. Gözlerimi kapatıp derin bir düşünceye daldım . asırlar öncesi, ateşin etrafın da toplanan gençleri çocukları köyün bilgeleri baş köşede onlarında dedelerinin anlattıkları hikayeleri anlatıyor torunlarına. Hayat gücü sınır tanımıyor bilgelikleri atalarından ve tanrılarından miras. Mitolojinin öncüleri yer aktının gizemleri yedi işıgın kutsadıgı kadim canlıları zalim kralları ölümsüzlük arayışını tufandan kurtulan içi hayvanlarla dolu gemiyi ve bunları asırlar önce keşfetmiş olmaları sizi de hayrete düşürmedi mi. Çok geç tanımış olmanın pişmanlığı dışında ben hala yazılanların büyüsünden çıkamıyorum. Bilge atalarımıza ve onların hikayesine konu olmuş kahramanlarımıza sonsuz teşekkürler.
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma
Gözlerimi nacizane kitaplıgımda ki kitaplarımın üzerinde gezdiriyorum. Termemiz ciltlerine renklerini kalınlıklarına inceliklerine bakıyorum.içlerinden birini alıp (jean paul sartre duvar) sayfalarını çeviriyorum kokusunu beyaz sayfalarının üzerinde yazılı harflere bakıyorum birini daha alıyorum(sebahattin ali içimizdeki şeytan) okuduğum diger kitaplara benim sessiz ama haykıran yaşayan yaşatan fransanız dar sokakları, İsviçrenin soguk alpleri, Rusyanın kasvetli kışı, Anadolunun ücra bir köyü, kurtuluş davaşının barut ve is kokan cephesi, fakir bir kulubede gaz lambası ve sobada yanan kömür ateşinin çıkartıgı çıtırtıyı dinleyen yamalı kıyafetleriyle küçük çocukları, aşk acısı çeken wertherin dramını, bir halkın çar rejmine başkaldırış hikayesini, alamut kalesi fedailerinin bir inanç ugruna yapabileceklerini, patasananın keşfedilen lahitlerini ve bunların hepsinin kafamda bir yerlerde beni şekillendiren beni ben yapan beni kamçılayan beni sorgulatan beni küstüren beni umutlandıran anılarını hatırladım. Bu kitaplarım olmasa nasıl bir insan olurdum onu sorguladım. Korkunç bir korku kapladı içimi. Bir kagıt parçası degildi bir fikirdi bir başkaldırış bir uyanıştı bu yolculuk benim için. Fahrenheit 451 bana korkunç bir senaryodan çok bir hatırlatma bir kendine getirme kitabıydı. Hala özgür olabildigim, seçebildigim, ögrenebildigim bir dünyanın hatırlatması ve bunun için şükredebilme fırsatıydı. Sonsuz teşekkürler ray bradbury
Bu kadar güzel bir kitabın ardına ne söylesem yavan ve yetersiz kalacak. Ama yine de bir kaç şey söylemek istiyorum. Hepimizin içinde iyilik kötülük vicdan inanç şehvet ve bunların bir biriyle mücadelesi var. Yaşadıklarımız hangisin daha dogru olduguna tahmin ederek mi deneyerek mi yoksa şüpheyle bakarak mi inancımıza sıgınarak mı karar veriyoruz. Bunların ve daha fazlasının cevabını dostoyevski karamazov kardeşlerle apacık veriyor bize. Çocukların masum ve acımasız dünyasını yoklukla mücadeleyi hırsı ve şehveti, sapkınlıkla inancı, gururu, acıyı bunların hepsini babanın şüpheli ölümüyle gözler önüne seriyor. Baba sizcede içimizde büyüttügümüz şeytanın ta kendisi degilmiydi. Zevk düşkünü çıkarcı ama bir taraftanda kendinden birer parça bırakmamışmıydı çocuklanının her birine. Az kalıyor dedim ya kelimeler bu ölümsüz eseri anlatmaya. Ve son olarak Hapiste üç ay gibi kısa bir sürede kendisiyle ve vicdanıyla baş başa kalmış bu usta yazarın hayal, gerçek ve araftan çıkmış bu koca eseri hayatınıza kazandırın okuyun, okutun önerin diyebilirim.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma