Bazı geceler durduk yere içimden kendimi sokaklara vurup naralar atmak geliyor. Herkesi huzursuz etmek, taşkınlıklar yapmak, olaylar çıkarmak istiyorum. Ama konu komşuya ayıp olur diye duruyorum. Bu medeniyet işleri canımı çok sıkıyor, hiç bilmiyorum Osman.
Hayatımda senin kadar kimseyi sevmedim demek gerçekçi olur mu bilmiyorum. Zaten kıyaslayabileceğim kimseyi de hatırlamıyorum. Ama senin kadar istikrarla kimseyi sevmediğime eminim, bir daha sevebileceğimi sanmıyorum Osman.
Bazen kendimden çok fazla şey beklerken buluyorum kendimi. Sen de yapıyorsun bunu biliyorum. Oysa kendin dahil kimsenin senden ne beklediği değil mühim olan. Bence mühim olan ne kadar hissederek yaşadığın, yeryüzünde bu sınırlı zamanın ne kadar tadını çıkarabildiğin. Hayatımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçerken, başarılarımızın peş peşe eklendiği bir slayt gösterisi izleyeceğimizi hiç sanmıyorum. Öldükten sonra kimse bizi işe almayacak sonuçta, yanlış mı düşünüyorum? Hayatımızı, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmediğimiz idealler peşinde tüketmeyi değil yaşamayı savunuyorum. Büyük hayallerle çok zaman kaybettik, artık basit şeylerin zamanıdır Osman.