O ilk yazın ilk günlerinde, ben daha ağaç tepelerinden seyrederken onu, nasıl da uzaktık ölümden. Daha yaşamaya bile başlamamıştık doğru dürüst. Ya da ben başlamamıştım.
Ansıdığım tek şey onu görünce birden gökten yere düşmüş gibi olduğum. Ayaklarımın küt diye yere çarpışı sanki. Ya da belki tam karşıtı. Ayaklarımın yerden birden bire kesilişi. Bir sarsıntı işte hatta çarpılma denilebilir. Yaşanılan anın birden içine girmek gibi bir şey.