Peçe vardı yüzünde peçe !
Gül yüzünü saklıyor , nazlanıyordu herhalde ?
Düşündüm aklı da fikri de üst mertebede !
Zekiydi de iyiden iyiye !
Sordum ;
Ya hu gül yüzünü cemalini bir kez olsun ,
Tek seferliğe mahsus olsun,
Görsem bayılır mıyım bu güzelliği görünce? diye .
Sustu ...
Cevap bekledim... bekledim , bekledim ...
Ne şiir yazdım armağan edebildim ?
Ne de onun şükran deyişini işitebildim ?
Sonradan dank etti kafam ! ben hafif köşeliydim ,
Ulan ben hiç sormadım ki şunu :
"Seni bir ömür seyredebilir miyim ? "
Sefa Dinçer kaleminden ...
Bir kitaptı almıştım raftan ,
çok özeldi güzeldi ve naifti...
Bir damla kokusu alıp götürürdü ,
Hatta beni tahayyüle büründürürdü ,
o mükemmeldi o sevgiydi ve o anneydi .
Dokundum suhuflarına narindi ?
İncitmedim hiç bir zerresini ,
Sanki altındı gümüştü inciydi .
Bırakamadım, ya da bırakmadım onu hiç ,
Müptelaydım ya da müptelasıydım ?
Galiba sigaraydı ya da beni sarhoş eden bir şaraptı
Kokun efendiliğimi bozuncaya kadar ...
Ya da gözlerin gözlerime ulaştığında ,
Hatta viskiler ve şaraplar açıldığında ,
Sandal ağacından yapılma kokun etrafımı da sarınca ,
Baş döndüren tel tel siyah saçlarının ahenkli uçuşunu,
Gözlerimden ve hayallerimden kaçıramayınca ,
İşte ol bir vakitte ;
Akl-î dengelerimi şaşırtınca ,
Ayaklarımın çapraz durup yürüyüşümü dah-lü te'sirinde etkilemeye başlayınca ,
Beni tâkatsiz , halsiz ve dermansız bir gece yarısı kaldırımda öylece bırakınca ,
Anladım ki bende bulaşmıştım o aşk denilen illetli hastalığa ...
Sefa Dinçer ' kaleminden ...