Ben, benden evvel, faha evvel, evvelden evvel, benden sonra, daha sonra, daha sonradan sonra... Ya Rabbim ne kadar korkunç hesap... Hep aynı boşluk, aynı boşluğun ıstırapla, acıyla, beyhude ümitle dolması...
Içindeki insan ölçüsünü veren kahramanı M. Teste kendi ölümünü "biraz sonra bir görüş tarzı sona erecek" diye tarif eder. Bu cümle dikkat sahamızdan neleri çıkartmaz?
Gözlerindeki salaş bakışlarla gezerken
Bir adam ve sokaklar dolusu yalnızlığı
Gönlü, gelişini palas pandıras sezerken
Başında esen sensizliğin ince ıslığı
Bir adam ve sokak lambalarının yanışı
Kaldırımlarda ürkek ve telaşlı bakışlar
Kedilerin çöp tenekelerine dalışı
Kulağındaki yalnızlıktan keskin alkışlar
Bir adam ve evlerindeki kararık camlar
Gözler gibi içindeki umulmaz yarayı
Sokakta ilerlerken, yüreğindeki gamlar
Yıkıverdi iri, mavi, manevi sarayı
Bir adam ve bir ses geldi korkulu evlerden
Kim görmüş bir yapıda, bu inişi çıkışı
Bir yürüyüş başladı ki mücerret devlerde
Bu ses, sahte bir gerçeğin oturuşu kalkışı
Bir adam ve karanlık dönemece varışı
Hisli sözler koşuşur içindeki boşlukta
Bir yürüyüş başladı sanki sevda yarışı
Fakat sahte gerçek, ne işin var bu hoşlukta
Bir adam ve dimağının en başa dönüşü
Ve ansızın fikrinin de hissine küsüşü
Usulca hissini yıkık saraya gömüşü
Bir adam ve dizlerinin üstüne düşüşü