Dünyaya hakim olmak istedin. Pekâlâ, işte oldun. O halde, kader senden, hepimizin asgari mutluluğu veya hiç olmazsa hayatın yaşamaya değer olduğunu kabul edebilmemiz için yeni bir inanç, varoluş, yorum ve anlamı istemektedir. Bu sorumluluğa hevesli olam sendin. Bunu sen kendin yüklendin.
Şimdi cevap ver bakalım..
Dünya ve insanlık artık âdeta şifasız hale geldiğini anladığı veya duyduğu yarasının ateşiyle bir damla da olsa Batı kadehindeki suyu başına çekmekte. Ama bu şu tuzluymuş, asitmiş dinlediği yok dünyanın. İnsanlık batıyı içiyor.
Müslüman babadan ve müslüman anadan gelen, dünya kütüklerine müslüman diye kayıtlı, birbirini müslüman adıyla çağıran, ama islam hariç, kaç yol ve yön varsa o yöne doğrulan ve yola dalan, kürt görmüş koyun sürüsü gibi bir doğuya bir batıya koşuşan müslüman kütleyi, islâm, yeni bir dirilişe çağırıyor.
Bir paradoks dilini kullanarak diyelim, vakit gelsin görelim, müslümanlar islâmın çağrısına kulak verecek mi?
İnsanların en büyük ihtiyaçlarından biri tam bir konsantrasyon halinde, gözüyle, aklıyla, bedeniyle ve en önemlisi kalbiyle birisinin kendisini dinlemesidir.