Sefa Akgül

Sefa Akgül
@Sefaakgul66
Bu platformu sanal kitaplık olarak kullanıyorum. Okuduğumu beyan ettiğim kitaplar, geçmişte ve halihazırda okumuş olduğum kitapları ihtiva eder.
DÖNÜŞÜN HAKKI: BİR MODERN FELSEFİ DENEME
Bir insan gitmek isterse, onu durdurmak yalnızca yolunu değil, ruhunu da engellemektir. Yol fiziksel bir mesafe değildir. Yürek yol alır, ruh karar verir. Dönüş, adımların yönüyle değil, kişinin kendi içsel farkındalığıyla belirlenir. Bu nedenle gerçek bağ, gitmeye izin verip dönene açık yüreğini sunabilenlerin tecrübesidir. Zorlama, sahip olma, kıskançlık, sevginin en büyük tuzaklarıdır. Zincirler görünür ya da görünmez, insanı bağlamaz; yalnızca ilişkileri boğar. Bağ ise bir tercih meselesidir. İki özgür varlık birbirini seçtiğinde var olur. O seçim, gönüller arası bir anlaşmadan, karşılıklı saygı ve güvenin ortaya çıkardığı bir eğilimden doğar. Gitmek özgürlüktür; dönmek sorumluluktur. Dönen artık eski değildir; yeni bir farkındalıkla, belki daha derin, belki daha gerçek olarak geri gelir. Ve işte o an, sevgi zincirlerle değil bilinçli bakışlarla kendini gösterir. Bu anlayış, modern yaşamın karmaşasında kaybolan insanın farkındalığını arttırır: Her ilişkinin, her ayrılığın ve her buluşmanın anlamı vardır. Özgürlük ve bağlılık birbirinin karşıtı değil; birbirini tamamlayan iki uçtadır. Biri olmadan diğeri var olamaz; zincir olmadan bağ anlam kazanır. Sonuç olarak; aşk ve dostluk sahip olmanın ötesinde bırakmanın bilgeliğinde yeşerir. Gerçek bağ gitmesine izin verdiğimizde, dönene açtığımızda insanın kendi iradesiyle seçtiğinde ortaya çıkar. Bu modern insanın en büyük öğrenimidir. Sevgi özgür bırakmakla, geri gelirse kabul etmekle, yürekle var olur. Sefa Akgül
İnsan ve Hayat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öyle yorgunum ki,küçük hücrelerimde bile hissediyorum artık hayatın tüm ağırlığını, yaşamanın ya da yaşıyormuş gibi yapmanın yükü her zerremi uyuşturmuş sanki. Eskiden de “mış gibi” yaptığım şeyler hep oldu aslında, çocukken mesela uçuyormuş bazen de uyuyormuş gibi. Ve sanırım,ben bu –mış gibilere fazla alıştım.
İnsan ve Duygular
Bazen,acaba fazla mı düşünüyorum diyorum kendime. Her şeyin başını, sonunu düşünerek acaba hayatıma zincir mi vuruyorum diyorum. Belki de bu fikre başka insanların hayatlarını izleyerek kapıldım. O kadar akışına bırakmış yaşıyorlar ki hayatı, bazen nasıl kapılıp gitmediklerine hayret ediyorum. Hani şöyle düşünün, sanki kendinizi bir nehrin akışına bırakmışsınız ve su nereye götürürse oraya çıkıyorsunuz. Bazen dalgalar vuruyor yüzünüze, bazen kayalara çarpıyorsunuz. Yaralar alıyorsunuz, belki bir yeriniz kanıyor ama sürüklenmeye devam ediyorsunuz. Cesursunuz kabul ediyorum. Ama bana göre akıllı olmak daha büyük cesaret. Herkes kendini suyun akışına bırakabilir. Ancak sadece aklını kullanan insanlar nehrin sonunu görebilir. Soruyorum kendime, suya atlamak mıdır cesaret yoksa suyun sonunda ki bilinmeyeni arzulamak mıdır? Cevabı canımı acıtıyor çünkü herkesin suya atlamak için cesareti varken benim yok belki ama ben suyun sonunu görmeyi daha çok istiyorum. Kim bilir belki sadece suda mücadele edenler sonunda ne olduğunu görecekler.
Yürürüm... Yürür yol olurum,koşarım yorulurum. Yorulunca yürürüm. Yürürüm... Cebimdeki paranın aksine, Ayağımda ki nasırın tersine, Kaderimin üstüne yürürüm. Yürürüm... Yolda çocukluğumu bulurum. Belki babama kavuşurum. Yürürüm... Ayaklarım ağrır,eskir ayakkabılarım. Islanır mintanım,üşürüm. Yalnız hep yürürüm... Hep yalnız yürürüm...
Şiir