İnsan ruhunu yitirdikten sonra dünyalar onun olsa neye yarar.Bu cümle benim için kitabın özeti niteliğinde.Basil isminde bir ressam kendisi için mükemmelliğin vücut bulmuş hali olarak tanımladığı Dorian Gray’in portresini yapar.Dorian Gray kendi portresini gördükten sonra güzelliğinin ayırdına varır ve “keşke tam tersi olabilseydi ben hep genç kalsaydım da şu resim yaşlansaydı” şeklinde bir dilekte bulunur.
Ressam arkadaşı sayesinde yeni bir dost edinen Dorian gray’in fikirlerinde, hayata bakışında değişiklikler meydana gelir.Ebedi gençlik ve güzellik dileği kabul olan Dorian Gray saflığını ve temizliğini yitirmeye ahlaki vasıflardan uzaklaşmaya ve yozlaşmaya başlar.Öyleki aşkı ilk tattığı kadın, Dorian Gray yüzünden intihar ettiğinde o bunu büyük bir umursamazlıkla karşılar işte ilk o zaman tabloda değişimlerin yaşandığını gözlemler ve tabloyu başka bir yere kaldırır.Bundan böyle Dorian Gray hayatı haz amaçlı yaşamaya karar verir.Cinayet işlemek dahil bütün kötülükleri işleyen Dorian Gray’in ruhu, portrenin ise görünüşü çürümektedir.Ve eser beklenmedik bir şekilde son bulur.
Eserin olay akışı ,konunun ilginç olması bir yana kadınlar hakkındaki düşünceler ve erkeklerin birbirinin güzelliğinden etkilenmesi akıl alır gibi değil.Okumalı ancak okuduklarımız arasındaki farkı bilerek okumalıyız.