Cami yaptırmakla din kurtarılmaz. Ruhumuzu imar etmemiz lazım geliyor. Dünyasına isyan etmeyen ruh Allah'a teslim olmamıştır. Camileri dolduran kalabalık halkın, kenardaki kunduralardan farkı olmuyor. Cemaat, insan vücutlarının topluluğu değil, ruhların birlik içinde toplanmasıdır.
Haccın mânası, ruhsuz bedenlerin sırf mekân değiştirme şeklinde muayyen bir
beldeye gitmiş olmaları değildir. Haccın İslâm kongresi olan gerçek ahlâkî ve içtimaî gayesinin yanında büyük mistik değerini gerçekleştirecek olanlar, dini aşk ile kalbin ebediliğe götüren yolu olduğunu bilen ve yaşayan gönüllerdir. Bedenlerini, putlar gibi şekiller ve kütleler halinde kımıldatmakla Allah'a yakınlaştıklarını vehmeden ölü ruhlar değil.
Yaratılışıyla yalnız yaşayamayan insan yine insanlardan duyduğu nefretlerin doğurduğu bunalımlarla çok kere insanlar arasında veya insanlardan kaçıp yalnız yaşayacak köşe aramaktadır.