Milliyetçiliğin toplumda yarattığı ayırım gerçekten önemle üzerinde durulması gereken bir sorundur. Milliyetçiliğin ötekini eleştirisi iki yönlü işleyen bir süreçtir. İlki, kendini yüceltme ve kendine ötekinde bulunmayan üstün özellikler yükleme, diğeri ise doğrudan ötekini küçümsemektir. Aslında kendine üstün özellikler yükleme üstü örtülmüş bir kibir işaretidir. Faşizm, toplumsal kibrin en rafine halidir.
Kuşkusuz bu genelleştieilen toplumsal yargılar, suçların bireyselliği ile de çelişiktir. Kaldı ki toplumların ahlakı olmaz, insanların ahlakı vardır. Her etnik grup içinde iyi ve kötü insanlar bulunabilir.
Yusuf Yavuzyılmaz
"Çocuğun yediği helal, giydiği haram,” demiş büyüklerimiz. Bir de kibir ve gösterişin günah olduğunu söylerler. Büyüklerimizin dediklerini bir kenara koyup çocuklarımıza en pahalı ayakkabıları, en marka telefonları aldık. Sonuç olarak telefonunun veya ayakkabısının markasından utanmak ya da bundan dolayı zorbalanmak çocukların gündelik hayatının bir parçası hâline geldi.
"Dijital Tsunami" adlı kitabımdan alıntıdır.
Çok sevdiğim bir alıntı ve Yorumum
“Şahsen verili bir hakikatle dünyayı yorumlamak ve o yorumla dünyayı anlayarak, yeniden onun bilgisini elde etmekle gerçekten hakikatin olmadığını, ama çabamızla elde edebileceğimizi düşünen bir bilgi türünün zihnimizi kirletmesi bence bugün Müslüman’ın karşı karşıya kaldığı önemli meselelerden biridir.”
~ Abdurrahman ARSLAN\Kalbin Akletmesi
(Avrupa merkezli, epistemoloji ve Doğu epistemoloji İslam bilgi çerçevesi ve dünya bakışı ile Hristiyan dünyanın dünyaya bakışı arasındaki farkı en iyi anlatan sözlerden biri.)