Sonsuzluk bir yana, yaşam sürelerimizi bin yıla kadar uzattığımızı düşünsek bile, eğer sıradan bir insanın hafıza sistemiyle hareket ediyorsak, bu kadar uzun mühlet boyunca sürekliliğe sahip bir benliğin varoluşundaki anlandırma sorunlarını da hesaba katmalıyız. Gerçekten de yaşam sürelerimiz uzun vadeli hafıza becerilerimizle az çok örtüşen bir düzene sahip gibi görünüyor. Yolumuz Alzheimer hastalığı gibi tatsız bir durumla kesişmemişse bütün bir yaşamın, bir bütün halinde sığabileceği kadar uzundur.
Dean Rickles | Hayat Kısa - Daha Anlamlı Bir Hayat İçin Rehber, s.33 , Ayrıntı Yayınları
Buradan hareketle, anılar/hatıralar -bilincin izleri- silindiğinde “ölümsüzlüğün” anlamı kalacak mıdır?