On yıldan fazla süredir ayrıydılar. Ama bu ayrılığı aralarındaki ortak yolun sonu olarak asla nitelendirmemiş; boşanmaya dönüştürmemişlerdi. Birbirlerini görmüyorlar ama düzenli olarak uzun uzun mektuplaşıyorlardı; bağlı kalmalarının göbek bağlarının gereğiydi bu.
“Seni küçük, sakar harami seni," dedi.
O sırada Meryem anlayamamıştı. Harami -piç- sözcüğünün anlamını bilmiyordu. Buradaki haksızlığı ayrımsayacak, asıl suçlunun, tek günahı doğmak olan harami'yi dünyaya getirenler olduğunu bilecek yaşta da değildi.