Oscar Wild asla cesaret edemediğim bir düşünce yapısına sahip olduğundan yazımlarını hep sevmişimdir. O benim için bir Dostoyevski bir Yukio Mişima'dır. Hedonist yaşam tarzı, estetiğe ve zevke düşkünlüğü ile en zeki ve entelektüel sanatçılardan biridir. Ama ne yazık ki İngiltere ona Dickens'a davrandığı gibi davranmadı çünkü İngiltere her zaman insan doğasını kabul etme konusunda isteksiz olmuştur(Türkiye de böyle değil mi?) . Belki o da Dickens gibi etliye sütlüye dokunmadan yaşasaydı hayatı bu kadar trajik olmayacaktı. Ama o içindeki burjuvalıktan nefret ediyor ve içindeki İngilizliği yok etmek istiyordu. Yazmış olduğu bu kitap mahkemede eşcinselliğine delil olarak kullanılıp kendisine (sırf eşcinsel olduğu için) "ağır ahlaksızlık" suçundan 2 yıl hapis cezası verildiğinden asla elime almak istemediğim bir kitaptı. Ama kitap hakkında "Basil Hallword ben olduğumu sandığım kişidir, ;Lord Henry dünyanın ben olduğumu sandığı kişidir; Dorian Gray ise ben olmak istediğim kişidir, belki başka çağda..." dediği için içgüdüsel olarak alıp okumak zorunda kaldım. Ahlaksızlığı yücelttiği düşünülen kitap büyük bir tepki topluyor ve Oscar muazzam bir ihanete uğruyor. Kitapta" insanların ahlaksız diye nitelediği kitaplar insanları kendi ahlaksızlıklarıyla yüzleştiren kitaplardır. Hepsi bu.. " cümlesi her şeyi açıkça anlatmıştır. Zaten toplum korkusu, ahlakın temeli değil midir?
Geçen yılların ve işlediği günahların izleri yüzüne değil bir tabloya yansıyan bir roman karakteri olan Dorian Gray, Lord Henryy ile tanışmadan önce saf, iyi niyetli, kendi portresi çizilmeden güzelliğinin bile farkına varmayan eşsiz bir güzelliğe sahip bir gençtir. Lord Henry, kitabın arka kısmındaki gizli şeytandır. Dorian Gray'i hayran bırakan zekası ile onu günaha sürükleyen karakterdir. Kitapta Lord