Ben zannediyordum ki , ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile çekmek için yalnız onun dümeni ele almak kâfidir.Anliyorum ki değilmiş ,yollar görünmez kayalarla doluymuş ,onlara çarpmamak lazımmış,daha fenası gizli akıntılar varmış ki ,insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini ,gittikçe uzaklaştığını farkedemezmiş ..Ta ki kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar..
Dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi,insanligimizin derecesini öğretir..