Şimdi, tek bir Fransa meydana gelmek üzere idi. Artık, alttakiler, üsttekiler, bilmeyenleri sömüren bilenler olmayacak, sokak kaldırımlarını kana boyamaya kadar giden delice kardeş kavgaları görülmeyecekti. Tam ve eşit öğretim işlemeye başlamıştı. Fransanın bütün çocukları parasız ve yükümlü olan laik ilk okullara gitmek zorunda idi. Burada, bütün öğretimin temeli, gramer kuralları değil, tecrübeye dayanan, olumlu olaylardı.
Geniş halk tabakaları, kent dışının muazzam çoğunluğu için öğretim, onları hayvanlıktan ancak kurtaran, biraz okuma yazma, biraz hesap demek olan ilk öğretimden ibaretti. Seçkin bir azınlık olan ve para ile iktidarı gasbetmiş bulunan burjuvazi için orta öğretim, üst öğretim, kısacası bilmek ve hükmetmek için bütün kolaylıkların kapıları açıktı. Sanki ağır bir kapı, fakirlerle mütevazıların üzerlerine kapanmış, onları bilgisizlikleri içinde bırakmış, onlara öğrenmeyi, bilmeyi, bilgin, kuvvetli ve hükmedici olmayı yasak etmişti.
Şeref sana, halkın hatası yüzünden mahvolmak tehlikesiyle karşılaşan ve o halkın tatmin edemiyeceği suçsuz adam! Şeref sana, inkar edilen, boğulan gerçek yüzünden azap çeken kurban! Senin zaferin, yanlıştan ve yalandan kurtulan insaniyetin zaferidir. Şeref sana, bilgisizlere, mütevazılara öğretilecek her bir gerçek için ıstırap çekmeye hazır ve bu yüzden işinden atılan öğretmen.
Bilgisizlikle yetişmiş olan insanlar, uyuşuk zekâları yüzünden kabahatli sayılamazlardı. Marc, hepsini istekle affediyordu. Düşünmek istememekte ısrar edenlere karşı bile, artık bir hıncı yoktu. İstiyordu ki, Simon geri geldiği zaman, yapılması tasarlanan şenlikte, geniş bir barışma olsun, bütün Maillebois kardeşçe öpüşsün ve genel mutluluk için, kendini işine versin.