Mâzi tarlasının hâsılâtının, mürûr-i zaman süzgecinde un ufak olup nisyân derelerinde inhilâle maruz kalmaktan, ehemmiyeti ve müessiriyeti sayesinde kurtulmuş veya kurtulması kanaatimce icab etmiş olan kısmıdır yazdıklarım.
Avrupa sömürgeciliği ve onu takip eden kapitalizm dünyanın hiçbir yerinde eşit rekabetçi, serbest piyasaya yanlısı ve demokratik olmadı. Amaçları tüm dünyayı küresel bir pazar haline getirmek ve o pazarın yegâne patronu olmaktı. Eşit rekabet ortamı yaratmak için konulan kurallar Batı dışı ekonomilere bir fırsat tanımak için değil, Batılı büyük ekonomik aktörler ve devletler arasında denge ve denetim mekanizması kurmak için ihdas edilmiştir.
Batı merkezci paradigmanin aşılmasının önündeki en büyük tuzaklar, bu yapıyı bir başka etnosantrik ve ben-merkezci yapıyla değiştirmenin iyi bir şey olacağını düşünmektir.
Daha açik ifade etmek gerekirse, Avrupa ve Amerika merkezciliğin alternatifi, Rus yahut Çin merkezcilik olamaz. Aynı şey İslam dünyası için de geçerlidir. Mesele, bir ben-merkezciliği bir başkasıyla değiştirmek değildir. Mesele, benim de kendim olarak katıldığım ve başkalarıyla birlikte inşa ettiğim bir arada yaşama ahlakını, ortak iyi temelinde küresel bir siyasi kural hâline getirmektir.
Kültürler ve medeniyetler arasında barış ve huzuru temin etmek için herkesin kendi hakikat iddiasından vazgeçmesi ve kimseye ait olmayan bir nötr alanda buluşması talep ediliyor. Böyle nötr/ tarafsız/ nesnel bir alan elbette yok. Aydınlanma düşüncesinin ve Batı modernleşmesinin inşa ettiği dünya görüşü ve varlık tasavvuru çerçevesinde şekillenen hükümler ve normlar, evrenselliğin tanımı olarak kabul ediliyor.