Selim Üstüner

Selim Üstüner
@SelimUstuner
Z <3 11.06.2026 Mâzi tarlasının hâsılâtının, mürûr-i zaman süzgecinde un ufak olup nisyân derelerinde inhilâle maruz kalmaktan, ehemmiyeti ve müessiriyeti sebebiyle kurtulması kanaatimce icab etmiş olan kısmıdır yazdıklarım.
İslam müesseselerinin değişmezliği, kemal halinde bulunmalarındandır… ...Beşer fikrinin bugüne kadar onlardan daha doğru bir nizam bulamadığı da ortadadır.
Sayfa 178
Halil Korkmaz isimli okura yanıt verildi
Selim Üstüner
Sabırla beklediğiniz için teşekkür ederim, sorularınızın cevabı meyanında kanaatlerimi takatim nisbetinde ifade etmeye çalıştım. 1.) Allah, bizim Peygamberimiz Hazreti Muhammed (aleyhisselam)'a hangi dini verdiyse ilk insan ve ilk peygamber olan Hazreti Adem (aleyhisselam)'a da asıl itibariyle aynı dini verdi ikisi de İslam. Allah katında tek din İslâm... Her asırda insanlar o dini artık doğru bir şekilde anlamayı imkansızlaştırınca yani tahrif edince yeniden Rasüller Nebîler gönderilmiş fakat hiç birisine İslam haricinde bir din verilmemiştir. Asıl itibariyle derken kasdettiğim akîde yani inanç ve temel maksadlar (makasıdu'ş-Şeri'a) noktasında, yoksa tabii her devrin kendi şartları gereği indirilen şeriatin ahkamı fer'î meseleler bakımından değişiklik göstermiştir. 2.) Sizce müslümanların günümüzde batıya kaçışlarının sebebi İslamiyet mi yoksa batının dinsiz, vicdansız, zalimane sömürgeci siyaseti mi? Müslümanların batıya gitmek istemelerinin sebebi ya kendi topraklarının batı ya da onların piyonları tarafından yaşanılmaz hale getirilmesi ya da maddi refaha talip olmalarıdır. Batı becerebildiği kadar dünyadaki bütün menfaatleri kendine hasrettiği için, dünya nimetlerinin peşine düşen ya da maddî açıdan müreffeh olmak isteyen Müslümanlar da batıya gitmek zorunda kalıyorlar. Müslümanları batıya karşı maddî olarak böyle zayıf düşüren amil ise dinleri değil, tabiat bilimlerine olan uzaklıkları sebebiyle teknik dolayısıyla iktisadî anlamda batı kadar gelişememeleridir. Dinin bu gelişmeleri yasaklıyor olduğunu zanneden bazı insanlar sebebiyle sanki bu geriliğin sebebi dinmiş gibi gözükebilir bunun İslamiyeti doğru anlayamamaktan kaynaklandığı açıktır. Ayriyeten batıda hristiyanlık gerçekten bu gelişmelere mani olmuş bu yüzden batılılar ya da batı hayranları bizi değerlendirirken İslamiyet ile Hristiyanlığı aynı kefeye koyup dinimizden uzaklaşmamız gerektiği fikrini ortaya atmışlar. Halbuki İslamiyet doğru anlaşıldığı sürece hiç bir zaman ilmî, fennî gelişmelere engel teşkil etmemiştir. Bilakis şuan batıdaki teknik gelişmelerin temellerini Müslüman ilim adamlarının attığı ve onları bu çalışmalara dînlerinin (İslamiyetin) teşvik ettiği gerçeği zamanımızda gün gibi apaçık ortada.
Reklam
KURTULUŞ İSLAM'DA İSE, MÜSLÜMANLAR NEDEN İSLAM'DAN KAÇIYOR!
3/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2018 190. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2018 00:30
Sait Halim Paşa “Buhranlarımız”da bir kısım doğru tespitlerde bulunmasına rağmen, krizlere çare olarak da Şeriate daha sıkı sarılmayı önermesi, meselenin özünü kavrayamadığını göstermektedir. Zira bilinen insanlık tarihi boyunca din eksenli hiçbir ülkenin insanı mutlu, huzurlu olmamıştır. Örneğin “Asrı Saadet-Saadet Asrı” diye andığımız o dönemde bile dört halifeden üçü, yöneticisi oldukları insanlar tarafından katledildi, Cemel savaşında 10.000, Sıffin savaşında 70.000 Müslüman yine Müslümanlarca boğazlandı! Peygamberin torununun başı kesildi ve ailesinden 72 kişi Fırat’ın kenarında susuzluktan, açlıktan öldü. Paşa. “Hz. Muhammed’in öğretileri olmasa insanlık mutluluğu keşfedemezdi” dediğine göre: Bilinen 150 bin yıllık insanlık tarihi boyunca, İslam gelene kadar insanlar hep mutsuzmuş ve Müslüman olmayan, şeriatla yönetilmeyen 6 milyar insan, mutluluk nedir bilmiyormuş. Paşa ve paşa gibi düşünenlere sormak lazım: “Şeriat ve İslam mutluluğun anahtarı ise, günümüzde milyonlarca Müslüman neden ezan okunan ülkelerden, çan çalınan ülkelere kaçmak için yollarda can veriyor? Yoksa 1400 yıldır bu Kur-an’ı anlayan, onu doğru yorumlayan bir Müslüman çıkmadı mı ki, İslam coğrafyası, Firavunlar, Roma ve cahiliye dönemlerinden bile daha büyük, daha vahşi, haksızlık, hukuksuzluk, zulüm ve zalimlikler, yağma talanlarla anılır. Din günümüzde olduğu gibi inanç olmaktan çıkarılıp siyasete sermaye edilince, Mitolojik dinler döneminde de, semavi dinler devrinde de hep haksızlık, hukuksuzluk, kan, gözyaşı, zulüm kaynağı olmuştur, olmaya da devam edecektir. İÖ 399 yılında Sokrates, 70 yaşındayken, Atina tanrılarını (Zeus ve diğer tanrılar) inkâr etmekle suçlanır ve Zeus Şeraitine göre, 500 kişilik bir jürinin kararıyla idam edilir. Sait Halim Paşa: Müslümanların kurtuluşunu şeraitte
Buhranlarımız ve Son EserleriSaid Halim Paşa · İz Yayıncılık · 2020523 okunma
Selim Üstüner
Paşanın ideal devlet tasavvurunu daha dikkatli incelemelisiniz bence, aşağıda alıntıladığım cümleyi kuran bir adama mutlakiyetçi (tek adam rejimi savunucusu) demek mümkün mü sizce? "Devlet reisi, Şeriat'in hâkimiyetini, millî iradenin tasvîbi ile temsil etmektedir. Bu sebeble gerek kendisi, gerekse tayin ettiği memurları, hem Şeriat'in hem de milletin temsilcilerine karşı sorumludurlar." (sayfa 256)