Z <3 11.06.2026
Mâzi tarlasının hâsılâtının, mürûr-i zaman süzgecinde un ufak olup nisyân derelerinde inhilâle maruz kalmaktan, ehemmiyeti ve müessiriyeti sebebiyle kurtulması kanaatimce icab etmiş olan kısmıdır yazdıklarım.
Medeniyetini yitirmiş aydınlar yâd uygarlıkların taklit cehenneminde kavrulup dururken, bir diriliş esintisiyle aralarından sayılacak olanlar, bu satırlarda belli belirsiz yeni bir mayalanmanın ilk çizgilerini sezer gibi olurlarsa, görevin yapılmış olması mutluluğundan bir serinlik ilk sabah çiğlerini düşürmüş olacaktır gecede alev alev yanan ruhumuza kuşkusuz.
-SON-
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir medeniyet nasıl doğar, nasıl gelişir, ne gibi kritik nokta ve aşamalardan geçer, nasıl ölüm sularına eğer, özü ve ruhu bakımından, belli başlı ipuçları ile çerçevelenmiş bulundu peygamber aksiyonları dönemlerinde.
Hristiyanlarsa, tarihin baskısını yenemediler. Roma’ya Ödün verdiler sonunda. Onu yendiler ama, ona yenilerek. Mermeri Suluklarıyla hohlar ve kanlarıyla eritirken, içlerine, öz benliklerine, ruhlarına ondan bir katkı oldu. Bunu önleyemediler. Paganizme karşı Hazreti İsa etrafında bir mit ördüler. Oysa peygamber ve peygamberin mucizeleri mite muhtaç değildir.
Davud’un elinde, kızgın ateşteki demir gibiydi toplum. Sesi de dağa taşa anlam verirdi. Bu ocakta yetişti dünya egemenliğinin Peygamberi. Hükümler, Mezmur musikisinde, sistemler, mesellerin ahenginde, üzüm salkımları gibi olgunlaştı. Davud’un savaşından doğdu Süleyman’ın barışı. Devlet, öylesine var oldu ki, yok diyebilirdiniz. Vahiy, öylesine hegemonyasını kurmuştu ki, insan, farkında olmadan, kendi kendini idare ettiğini sanıyordu adeta.