Bir varmış bir yokmuş
Uzak,çok uzak bir ülkede dört çocuklu ihtiyar bir çift yaşarmış,iki kız iki oğlan. Kızlardan biri güzel biri çirkinmiş. Küçük erkek kardeş güzel olanla evlenmeye karar vermiş. Ama kız istemiyormuş. İpekli elbiselerini yıkayıp nehir kıyısına durulamaya gitmiş. Suyun kenarında uzun uzun ağlamış. Soğukmuş. Elleriyle ayakları az kala donuyormuş. Eve dönüp kapıyı çalmış ama kilitliymiş.Annesinin penceresini tıklamış ama annesi, “Bana ancak kayınvalide dediğinde seni içeri alırım” demiş. Babasının penceresine tıklamış ama babası, “Bana ancak kayınpeder dediğinde seni içeri alıyım” demiş. Ağabeyinin penceresine tıklatmış ama ağabeyi, “Bana ancak kayınço dediğinde seni içeri alırım” demiş. Ablasının penceresini tıklatmış ama ablası, “Bana Ancak görümce dediğinde seni içeri alırım demiş. Erkek kardeşinin penceresini tıklatmış ve erkek kardeşi onu içeri almış. Ona sarılmış, onu öpmüş. Kız, “Yer yarılıp beni yutsun!” demiş.
Bunun üzerine yer yarılmış ve güzel kız yeraltı krallığına kaçmış.