Huzursuzluk kitabı hepimizin bildiği ama aynı zamanda kaçtığımız bazı günümüz dünya sorunlarını gözler önüne seriyor.
Güncel ve akıcı bir kitaptı. Ama tabii ki yazar, bu sorunların sadece küçük bir parçasından, olası birkaç durumu aktarabilmiş bizlere bu kitabında.
Eserde olay, İbrahim adlı gazeteci ağzından anlatılmaktaydı. Mardinli gazeteci çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberini öğrenir ve bu ölümün detaylarını araştırmak üzere Mardin'e gider. Gazeteci İbrahim, çocukluk arkadaşının Ezidi olan Meleknaz ile yaşadığı aşkını, insanoğlunun birtakım saçmalıklarını, bazı eziklenen insanların yaşadığı imkânsızlıkları ve çaresizlikleri öğrendikten sonra hayatı bir huzursuzluk ruh hali içine girer.
İbrahim, Meleknaz'ı merak eder ve onun izini sürer, tüm hayatını bu sırada öğrenir. Bir yandan da bu ilgisi onu huzursuz eder, çünkü arama niyetini kendi bile bilmemektedir. En sonunda Meleknaz'ı bulur. İlk zamanlar ona sevdalandığını düşünür sonrasında içindeki huzursuzluğun sebebini kendi kendine anlar. Artık her mülteci kadına Meleknaz diye koşup, hepsinin hikayesini dinlemeye başlar. Kitap böylece noktalanır. İmkânsız bir aşkın gölgesinde günümüz şarklılarının yaşadığı acıları anlatmaya çalışmış bir yandan da tüm insanlığa seslenmiş Livaneli, insanlığımızı hatırlayalım diye.
Kitap içimdeki var olan huzursuzluğu çoğalttı. Eminim ki uzun bir süre bu huzursuzluk peşimi bırakmayacak. Gözümü kapattığımda Nergis geliyor gözlerimin önüne ve bana fısıldıyor:
-"Ben bir insandım."
İnsan kalamadık...
İyi okumalar.