Bizimle aynı dalga boyunda olmayan insanlarla çevrili olmaktan daha büyük bir yalnızlık olamaz. Yalnızlığın çaresi etrafımızı daha çok insanla doldurmak değildir. Yalnızlığın çaresi kendini bilmektir.
Bir Teoman sever olarak kitabı da seveceğimi zaten biliyordum. Edebi bir beklenti içine girmeden sadece eşlik etmekti amacım yazarın anılarına. Öyle de oldu. Çocukluk, gençlik travmalarıyla ve sonrasında sürdürdüğü yaşamıyla, içten ve sahici anlatımıyla bu kitapta Teoman’ı tanıma fırsatınız oluyor. Yaralarını da sevinçlerini de hatta öz eleştirilerini net bir biçimde görebiliyorsunuz. Ayrıca çocukluk ve gençliğini yaşadığı o tatlı yılların sıcak havasını okuyucuya geçiren bir tema içinde yazılmış kitap.
Ben yaralı yüzleri, iz taşıyan suratları daha çok severim. Baktığım zaman pırıl pırıl, defosuz bir yüz o kadar ilgimi çekmez. Gürbüz gürbüz manken kızlar yerine yüzünde bir defosu olan kadınları beğenirim ben. O yüzden benim İstanbul’um da böyle, rimeli akmış ve biraz kilo almış.