Öyle ki, eğer seçimler doğal seyrinde gerçekleşmiş olsa idi ve eğer seçmenler kendi vekillerini seçme konusunda serbest bırakılmış ve yalnız kendilerine özgü eğilimlere göre hareket etmiş olsalardı Meclis-i Mebûsan ağalarla beylerden, şeyhlerden, papazlardan veya bunların vekillerinden oluşan garip bir meclis görüntüsü kazanırdı.
Oysa Osmanlı milletinin büyük çoğunluğunun tamamıyla ilkel bir sosyal durumda bulunduğu, fertlerin ve ahalinin cismani, dini veya ruhani liderlerin hüküm ve nüfuzuna körü körüne tabi olduğu ve bu reislerin de ahalinin cehaletinden -kendi menfaatleri lehine- insafsız bir surette yararlandığı hiç kimsenin meçhulü değildir.
Hiç değilse bu acı ve üzücü tecrübeler gelecek için bize ders ve ibret olsa. İş işten büsbütün geçmeden önce kötülükleri, imkânlar el verdiği ölçüde, tamir etme konusunda bize yardımcı olsa.
İşte görülüyor ki bütün fenalıkların kaynağı tektir. Yani yabancı kanun ve müesseseleri kabul ve ithal ederek yeniliğe ve gelişmeye mazhar olacağımıza inanımak hatasıdır.
Oysa bu memleketi ve anayasasını tanıyanların, bu anayasanın büyük bir hata olduğunu, memleketin toplumsal ve siyasi yapısına, hâlet-i rûhiyesine, inanç ve geleneklerine asla uymadı ğını ve hatta Osmanlı milletinin varlığı için gerçek bir tehlike olduğunu kabul etmemeleri mümkün değildir.