Memleketin saadete ermesi için, yalnızca, Avrupa kanunlarının tercüme edilmesinin ve bunun bizde kabul ve tatbik edilebilmesi için de bazen tahrif edilmelerinin yeterli olacağını düşündük.
Dünkü casus ve rüşvetçiler başımıza hürriyetperver, inkılapçı ve vatanperver kesildiler. İşsiz, geveze ve adi bir avukat halkın hukukunun şiddetli müdafii oldu. Aciz ve rüşvetçi memur da hararetli politikacı kesildi. Sanki bütün memlekette bir cinnet rüzgârı esiyordu.
İcra kuvveti [yürütme gücü], müstebit bir padişahın boyunduruğundan, nüfuz ve itibarı olmayan, tecrübeden yoksun ve kendisine bol keseden verilmiş hak ve imtiyazları kötüye kullanmaya mahkûm olan bir meclisin boyunduruğu altına geçti. Bu baskıcı ve parçalanmış vesayetin altında icra kuvveti, Sultan Hamid zamanındakinden daha aşağı bir dereceye düştü. Bu durum her tarafta düzensizlik ve isyana neden oldu.
Bir süre hürriyet davasına kalkışan memur sınıfı padişah tarafından tamamen boyunduruk altına alınarak ona bağlı ve itaatkâr aletler hükmüne getirildiler. Böylece anayasa hedefinden saptığı için, memlekette yeni bir yükseliş devri yaratacağı yerde, herkesin bildiği Hamid devrini getirmekten başka bir şeye yaramadı.