Buna göre, mutlakiyet idaresi temsilcilerinin gösterdikleri hürriyetperverlik, gerçekte, taşıdıkları "devlet temsilcisi" sıfatına "hakkın ve milletin savunucusu" sıfatını da eklemek ve hükümdara karşı milleti alet etmekten ibaretti.
Memlekette işlerin derhâl değişmesi için Osmanlı milletine bir takım siyasi hak ve hürriyetlerin verilmesinin, diğer bir deyişle ilhamını Batılı fikirlerden alan bir anayasa ahkâmının uygulanmasının yeterli olacağı fikrine kapıldılar.