O tarihte, Türkiye bu tempoya uzak bir görünümdedir. 1929'da ele alınıp, 1931'de yasalaşan "Ölçü ve Ayarlar Kanunu" bunu bize oldukça açık seçik anlatır.
Standartların en basiti, günlük çalışma ve yaşama düzeninin ortak ölçülerle örgütlenmesinden başlar. İnsanlar, çağın ileri düzeyi neyse, kendilerini ona ayarlayarak çalışmalıdırlar, yaşamalıdırlar. Bu bir "modern" olma özentisi değil, uygarlığın temposuna ayak uydurma işidir.
Cumhuriyet rejimini kurmak, bir var ya da yok olma davası gibi ele alınmaktadır. Ortası yoktur. Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal'in 1926'daki deyişiyle, "İçtimai (toplumsal) bünyemizin hiçbir hadisesini, hiçbir derdini yarım tedbirlerle uyuşturmak şiarında ve istidadında olmayan (gibi bir izi ve yatkınlığı benimsemeyen) Cumhuriyet" rejiminin bekleyecek vakti yoktur. Kısa zamanda kurulması ve kurumlaşması gerekmektedir.